Kronik şikâyetçilerle başa çıkmanın yolları (Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 12 Agu. 2013)

Bazı insanlar vardır hiçbir şeyden memnun olmaz, her şeyden şikâyet ederler. Havalardan şikâyet ederler, trafikten, yöneticilerinden, iş yükünden, çalışma arkadaşlarından her şeyden, herkesten. Kronik şikâyetçiler etrafındaki kişileri de mutsuz eder, enerjilerini düşürür, içlerini karartırlar. Bu ömür törpüleri ile başa çıkmak hiç kolay değil.

‘Yemekler çok kötü’, ‘kahve berbat’ ‘trafik yine feci’, ‘havalar çok sıcak/soğuk’, ‘bütün iş benim sırtımda’, ‘bu kadar zamanda bu işin altından nasıl kalkacağım’, ‘burası nasıl bir işyeri’, ‘benim masam niye burada’ ... kronik şikayetçiler her zaman şikayet edecek bir şey bulurlar.


 

Etrafınıza bir bakın, ya da kendinize dışarıdan bir bakın, nasıl sürekli her şeyden şikâyet eden, hiçbir şeyden memnun olmayan kişiler olduğunu göreceksiniz. Bu kişiler hiç durmadan şikâyet ederler, siz de genellikle kafanızı sallayıp “hı hı” diyerek onları dinlersiniz. Ama bir süre sonra kronik şikâyetçiler, sizi bayarlar, enerjinizi alırlar.


Hayatı boyunca her şeyden şikâyet etmeyi huy haline getirmiş olan kronik şikâyetçiler etrafındakilere zarar verir.


Neden hep şikâyet ediyoruz?


Peki, bu kişiler neden sürekli şikâyet ediyorlar? Prof. Dr. Bengi Semerci, bu sorunun cevabını şöyle veriyor: “Bazı insanlar her şeyden şikâyet ederler ve aslında şikâyet ettikleri durumları değiştirmek için herhangi bir şey de yapmazlar. Bu insanlar; düşmanlık dolu bir dünyada yaşadıklarına inanırlar, bu yüzden karşılarındakine güvenmezler. Sürekli bahaneleri vardır ve birilerini suçlarlar. Kendilerine olan güvenleri azdır. Eksik olan özgüvenlerini saklamak için memnuniyetsiz, her şeyden ve herkesten şikâyet eden bir tavır içine girerler. Her şeyin sebebi başka kişiler ya da olaylardır. Her şeyi kötü kader ya da şansla ilişkilendirirler. Ahlaki yönden harika, yaşanan durumlar açısından da daima suçsuzdurlar. Anlattıkları durumlarda da problemi çözmesi gereken sizmişsiniz gibi davranırlar. Ancak önerilerden inanılmaz rahatsızlık duyarlar. Şikâyetçileri dinlediğinizde sanki hayatları üzerinde hiçbir kontrolleri olmadığını düşünürsünüz.”


Bazı insanlar şikâyet etmeyi bir güç unsuru olarak görüyor. Bazılarının özgüven eksikliği var, bazıları da kendi açıklarını kapamak için hep şikâyet ediyor.


Prof. Dr. Erol Özmen, kişilik yapısı açısından bakıldığında her şeyden şikayet eden insanların farklı kategorilerde ele alınması gerektiğini söylüyor: “Öfkelerini başka şekilde gösteremeyen pasif-agresif insanlar sorunun muhatabı ile konuşmak yerine ilgisiz yerlerde ilgisiz insanlara yakınıp dururlar.


Narsistlerin söylenmeleri ise daha çok eleştiri tarzındadır. Kendisine yapılan haksızlıklarla, adam yerine konulmadığı ve hakkının kendisine verilmediği ile ilgili söylenip dururlar.


Obsesiflerin şikâyetleri ise çevresindekilerin işleri yeterince özenli yapmadıkları ile ilgilidir ve işlerin kendi istediği gibi yapılmamış olmasından yakınırlar.


Her şeyden şikâyet edenler adeta olup bitenlerde kendilerinin hiçbir sorumluluğu olmadığını düşünür, sorunun yaşanmasının bütün sorumluluğunu başkalarına yüklerler. Bu değerlendirme biçimi sorunu çözme sorumluluğunun da başkalarına yüklenmesine yol açar. Sorunların nasıl çözülebileceği konusunda kafa yormazlar, akıllarına gelen çözümleri ya da başkalarının önerilerini kolayca ve ustaca etkisizleştirirler. Sanki büyük bir güç ya da sihirli bir elin her şeyi kolayca değiştireceği beklentisi içinde gibidirler.”



Çaresizlik duygusu körüklüyor


Ülkenin gündemi ve ekonomik koşullar nedeniyle dönem dönem şikâyetler artabilir ama zorlu dönemler bittiğinde şikâyetçilerin sayısı da azalır. Fakat kronik şikâyetçilerin şikâyetleri hiç bitmez. Onlar her ortamda, her yerde şikâyet edecek bir şey bulurlar.


Bizim toplumumuzda eskiden beri yaygın olarak görülen bir davranış biçimi olsa da son zamanlarda her şeyden şikâyet edenlerin sayısında bir artış var gibi. Prof. Dr. Erol Özmen de bu görüşe katılıyor ve bunun nedenini son zamanlarda artan çaresizlik duygusuna ve yapılacak bir şeyin olmadığı düşüncesine bağlıyor: “Haksızlığa uğradığında hiçbir şey yapılamayacağı ve her şeyin kışkırtıldığı bir çağda insanların içindeki çaresizlik duygusu artırıyor. Türk insanının kolayca hakkının yendiği duygusuna kapılan bir yönünün de olması artışın katmerlenmesine yol açıyor. Diğer yandan Türk insanının otoriteye karşı duramayan ve inisiyatif kullanamayan yönleri de bu davranışı besliyor. Fakat bu konuyu ele alırken öncelikle her şeyden şikâyetçi olmanın teslimiyetçi mi yoksa mücadele edici bir tarzda mı olduğunun ayırt edilmesi gerekir. Bizim kast ettiğimiz teslimiyetçi bir tarzda şikayetçi olanlar.”



Çözüm beklemezler


İşyerinde en sık duyduğumuz şikâyet konuları, üst yönetim, çalışma koşulları, ücretler, terfi, iş yükü, haksızlığa uğradığını düşünme olarak karşımıza çıkıyor. Çalışanlar üst yönetimi, yöneticisinin verdiği kararları sürekli eleştirir, ücretler daima azdır, hep en çok işi kendisi yapar, diğerleri boş oturur... bunlar sık sık duyduğumuz şikayetlerden bazıları.


Tabii ki herkes bu konularda şikâyetçi olabilir. Üst yönetim bu şikâyetleri dikkate alıp iş süreçlerini iyileştirmek için bir fırsat olarak görebilir. Bu açıdan bakınca şikâyet olumlu bir şey.


Fakat söz konusu olan sürekli her şeyden şikâyet edip, hiç olumlu tarafı görmeyenlerse, bu kişiler işyerinde motivasyonu, verimliliği düşürürler.


Bir iş yerinde insanların sürekli etkileşim altında olduğu düşünülecek olursa bu kişilerin diğer çalışanların motivasyonlarını kırmaları kaçınılmazdır. Şikâyetçi olunan konuların gerçek bir nedeni varsa bu kişinin olumsuz etkisi daha büyük olur. Şikâyetler kulaktan kulağa yayılarak tüm çalışanları etkiler.


Prof. Dr. Bengi Semerci, sürekli şikâyetlerin bulaşıcı olabileceğini, bu durumun iş yerini olumsuz etkileyeceğini söylüyor: “Hangi kademede olurlarsa olsunlar onlarla çalışmak zorlaşır. Onlarla çalışmak zorunda olanların performansları etkilenir. Ayrıca şikâyetle geçen süre iş yerleri için önemli bir zaman kaybıdır. Her şeyden şikâyet etmeleri aslında bu kişilerin mutsuz olduğunu göstermez. Bu onların kişilik özelliği ve kendilerini besledikleri bir çeşit yoldur. Şikâyet ettikleri konularda çözüm beklemezler.


Çözmeleri için yapılan doğru öneriler onları memnun etmez. Bu nedenle şikâyetlerini çözmek mümkün olmayabilir. Ama kronik şikâyetçilere nasıl davranılması gerektiğini bilirsek, hem iş yerindeki verimi, hem iş yerinin ortamını olumsuz etkilemeleri engellenebilir. Aynı zamanda doğru davranışlarla onların kendilerini şikâyet etmelerine rağmen iyi hissetmelerini sağlamak mümkün olabilir.”



Şikâyetçilerle baş etmenin 10 yolu



Bu kişilerle baş etmeye çalışırken ilk yapılması gereken onun bu tutum ve davranışlarının altında yatan nedenlerin belirlenmesidir. Kişilik yapısına uygun çözüm aranması gerekir.
 


Öncelikle onun bakış açısını pekiştirmekten kaçının. Konuşmanızda onun düşüncelerini haklı çıkaracak ifadelerden uzak durun.


Onları yargılamadan, kesmeden dinleyin. Empati yapmaya çalışın. Şikâyet ettiği konunun onu zorladığını anlamaya çalışın.


Kesinlikle “Bu kötü değil, şikâyet edecek kadar zor değil, sen yaparsın” gibi anlaşılmadığını düşüneceği konuşmalar yapmayın. Bu sadece daha çok şikayet etmelerine neden olur.
 


Onları dinlememek, yok saymak ya da onlarla birlikte hatta daha çok şikâyette bulunmak işe yaramaz. Önemli olan size önemsiz gelen şeyin, onun için önemli olduğunu anlamaya çalışmaktır. Şikâyet ettiği şey için “Bunun senin için ne kadar zor olduğunu anlıyorum” demek yeterli olacaktır. Bunu alaycı, yargılayıcı yapmamak şartıyla tabii.


O size ballandıra ballandıra yakınırken onu can kulağıyla dinlediğinizi gösterin. Mümkün olduğunca güncel olan belli bir konuya odaklanmasını sağlayın. O konuyla ilgili ek sorular sorun, ayrıntılarını öğrenmeye çalışın. Gerektiğinde nazikçe sözünü keserek sorunu iç içe geçmiş bir sürü sorun olmaktan çıkarmaya çalışın.


Sızlanmacı kişiler sorunları genelleştirmeye yatkındırlar. Mümkün olduğunca bu yaklaşımını kırmaya çalışın.


Onun söylediklerinin yersiz ve dayanaksız olduğunu ısrarlı biçimde kanıtlamaya çalışmayın. Size son derece mantıklı gelen açıklamalarınızı kolayca kabul etmesini beklemeyin.


Ondan beklentilerinizde ve isteklerinizde kararlı ve tutarlı olun.


Bazen en kronik şikâyetçilerin bile şikâyetlerinin çok önemli ve gerçek olduğunu fark etmek gerekir. O zaman geri bildirim, çözüm önerileri işe yarar. Ve doğru şikâyetlerde şikâyet edilen şeyle ilgili sorunu bulduğu için takdir etmek önemlidir. Şikâyetleri nedeniyle gözden kaçan ve takdir görmeyen kişinin daha çok şikâyetçi olacağını unutmamak gerekir.

 

15.08.2013