Eti Maden, dünya deterjan pazarının yüzde 10’unu hedefliyor (Dünya Gazetesi, Meltem GÜNDÜZ, 25 Mart 2015)

Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürü Orhan Yılmaz, bor kullanarak ürettikleri deterjana ilişkin hedeflerini DÜNYA Gazetesine anlattı. Yılmaz, “Dünyadaki 100 milyar dolarlık deterjan pazarının yüzde 10’una talibiz” dedi

Eti Maden Genel Müdürü Orhan Yılmaz, tamamen yerli sermaye ürünü olarak ürettiği borlu deterjan ‘Etimatik’in meşhur deterjanlarla aynı performansı yakaladığını söyledi. Dünyada deterjan sektörünün cirosunun 100 milyar dolar olduğunu, bunun yüzde 10’una talip olduklarını açıklayan Yılmaz, Türkiye’nin temizlik ürününe her sene yaklaşık 1 milyar dolar para verdiğini söyledi. 

Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürü Orhan Yılmaz, gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın sorularını yanıtladı. Dünyanın bor rezervinin 4 milyar ton olduğunu kaydeden Orhan Yılmaz, dünyadaki bilinen bor rezervlerinin yüzde 75’inin Türkiye’de bulunduğunu söyledi. 

Yılmaz, Eti Maden İşletmeleri’nin şu anda 160 proje yürüttüğünü, 160 projenin 100 tanesi enerji otomasyon, kapasite artışı ve çevre yatırımı olduğunu belirterek, kurumun tarihi boyunca Hazine’ye ödediği temettünün yüzde 90’ını, kendilerinin 10 yılda ödediğini aktardı. 

Eti Maden’in 2005 yılında, satış miktarında ve ürün çeşitliliğinde ABD’lilerin yarısı kadar olduğunu kaydeden Yılmaz, “Şimdi ABD’liler bizim yarımız kadar. Şu anda bütün marketin yüzde 50’sini kontrol ediyoruz” dedi. 

‘Mevcudu muhafaza amiri değiliz’ 

Bir şirketin verimli çalışmasında mülkiyetin önemi nedir? Biraz bahseder misiniz?

Mülkiyetin önemi sıfır değil. Elbette önemli ama bir de sosyoloji boyutu var. Ne yaparsanız yapın özelleştiremeyeceğiniz yerler var. Bunun sebebi politik, sosyolojik, stratejik olabilir. Biz kendimizi üçüncü yolcu olarak tanımlıyoruz. Ne fanatik devletçiyiz ne de özel sektör ‘her şeyin en iyisini yapar’ diyoruz. Şartlara ve duruma bağlı olarak devlette de iyi organizasyonlar kurulabilir ve yönetilebilir. 11 yıldır Eti Maden İşletmeleri’nin genel müdürüyüm. Bütün pozisyonlarda çalıştım. Mevcudu anlayıp, inisiyatif kullanmak çok önemli. Hele üretiyorsanız ve ürettiğiniz şey satılabiliyorsa burada verimlilik ile ilgili çok şey yapılabilir. Bunu matematiğe döktük. Maliyetin unsurları nedir? Burada neleri geliştirebilirsiniz? Bunları bu kurumda yaptık. Maliyetimizin yüzde 50’sinden fazlası enerji. Enerjinin kaynağı belli. Doğalgaz ve kömür kullanıyoruz. Ayrıca atık ısıdan elde ettiğimiz buhar kullanıyoruz. Bunların mülkiyeti devlette. Bu gazı BOTAŞ’tan aynı paraya alıyoruz. İşte burada yarış başlıyor. Dünyada bu işler nasıl yapılıyor? Dünyadan daha iyi nasıl yapılır? Biz bundan sonraki vitesteyiz. Yönetim bana göre dünyanın en önemli şeyidir. İdareci ve yönetici arasında çok büyük bir fark var. İdareci sörfçü gibidir. Dalgaları idare eder, ayakta kalmaya çalışır. Ama yönetici senaryo yazar, oyuncuları seçer ve mekanı yönetir. 

Girişimcilikte bir yöneticinin üzerine düşen görevlerden bahseder misiniz? 

Yöneticilikte başarının sırrı nedir? 60 tane teknoloji projesi yürütüyoruz. Türkiye’de eksik olan şey para değil. Sermayesi karar olan bir çok şey var. Karar almak yöneticinin en büyük silahı. Yöneticinin güven vermesi çok önemli bir parametre. Organizasyonu güven üzerine oturtamazsanız bir adım ileri gedemezsiniz. Bir sürü gücü kendinize hizmet edecek şekilde bağlıyorsunuz. Enerjilerini alıyorsunuz. 3 bin 500 çalışanı faydaya dönebilen işler yaptırmaya çalışmak önemli. Hayatın en önemli kısmı inovasyon. Biz mevcudu muhafaza amiri değiliz. Bizim varlığımız buraya ya güç veriyor ya zarar veriyor ya da hiçbir şeye yaramıyor. Biz hangi kısımdayız? Yeni ne yapmalıyız? İş yapma biçimi, iş modeli çok büyük bir yeniliktir. Daha önce herhangi bir karar 15-17 imza ile çıkıyordu. Artık tamamen elektronik ortama geçtik. Bütün çalışanlara e-imza verdik. 1937’ye kadar kurum mazisini dijital ortama aldık. İşlem hacmi hızlandı. İş hızında zaman ve mekan kavramını ortadan kaldırdık. Mesai saati diye bir kavram yok. Kılcal damardan ana damarlara kadar her şey bilişim. Bütün kararlar bilgisayar üzerinden online şekilde yapılıyor. 

Eti Maden İşletmeleri’nin ihracat, verimlilik artışı açısından geldiği nokta nedir? 

2014 yılında satış olarak 903 milyon dolara çıktık. Bunun yüzde 97’si ihracat. Bunun yanında karlılığımız da arttı. Biz bunu verimliliğe bağlıyoruz. Karlılıkta, satış miktarında, ürün çeşitliliğinde 2005 yılında ABD’lilerin yarısı kadardık. Şimdi bu alanlarda piyasa hakimiyeti tamamen Eti Maden’in kontrolündedir. 2023 yılı hedefimiz 2.5 milyar dolar satış. 

‘160 proje yürütüyoruz’ 

Kurumun bor ile ilgili faaliyetlerinden ve projelerinden bahseder misiniz? 

Eti Maden İşletmeleri, şu anda bütün marketin yüzde 50’sini kontrol ediyor. Biz sadece bor kısmıyla yarışıyoruz. Tek faaliyet alanımız bor. 2004 senesi bizim için 2 defa milat oldu. Birinci milat ben genel müdür oldum. İkincisi ise bor dışındaki tüm faaliyetler özelleştirildi. Verimlilik, devlete sağladığı para ve şartlar çok farklı. 2004’ten önce bu kurumun faaliyet alanı alüminyum, bakır, bor ve gümüş idi. 2000 senesinde kurumumuz Hazine’ye 3 milyon dolar temettü ödemiş. 2004’ten sonra sürekli yatırım yaptık. Şu anda 160 proje yürütüyoruz. Bu 160 projenin 100 tanesi enerji otomasyon, kapasite artışı ve çevre yatırımıdır. Önemli ölçüde çevreye yatırım yapıyoruz. Her şeyin hakkını vermeye çalışıyoruz. Bu kurumun tarih boyunca Hazine'ye ödediği temettünün yüzde 90’ını, biz 10 yılda biz ödedik. 

‘Bin yıl yetecek rezerv var’ 

Dünyadaki bilinen bor rezervlerinin yüzde 75’i Türkiye’de bulunuyor. Türkiye’deki bor madenciliği hakkında bilgi verir misiniz? 

Elimizde bir cevher var. Dünyanın rezervi 4 milyar ton. Ama ondan elde edilen kimyasalların tüketimi 4 milyon ton. Bin yıl yetecek kadar bir rezerv var. Türkiye hiç olmasa bile 300 yıl yetecek kadar rezerv var. Borun çok olması demek pazarda hakim duruma gelmeniz anlamına gelmiyor. Türkiye’de bu oran yüzde 73. Bugünün doğrusu en ucuza ve en fazla çeşitli ürün elde edip, en uygun fiyatla satmak. Tüketim miktarları görece sınırlı bir şeyden bahsediyoruz. Tüketim alanları çok olmakla birlikte miktar olarak diğer endüstriyel minerallere göre daha az tüketim miktarı var. Bu zayıf noktamız. Tüketim alanlarının ve miktarlarının artırılması çok önemli, müşteriler kendi kendine bunu yapmıyor, illaki Kurumumuzun buna rehberlik etmesi gerekiyor. 

Kurumunuz Ar-Ge faaliyetlerine ne kadar pay ayırıyor? 

Araştırma, geliştirme ve ürüne dönme çok önemli. Dünyada milyonlarca konuda araştırma var. Bazıları ürüne dönmez, fayda çıkmaz. Biz fayda yaratıyoruz ve rol yazıyoruz. Bunu da sahada yapıyoruz. Dünyanın 110 ülkesine ihracat yapıyoruz. Ürettiğimizin yüzde 97’sini ihraç ediyoruz, Türkiye’nin net ihracat kalemi olsa, biz en büyük ihracatçıyız. Dünyada fiyatları da biz belirliyoruz. Kalite ve kapasite konusunda artık dünyanın en büyüğü biziz, sektörün tartışılmaz lideriyiz. 5-6 yıl önce tarım sektörüne sadece 5 bin ton mal satıyorduk. Şimdi 200 bin ton mal satıyoruz. Türkiye’de toprakların yarısında bor fazlası var. Karadeniz ve Trakya’da bor eksikliği var. Bor topraktan eksilmişse o sektörle de akrabalık kuruyoruz. Buradan yüzlerce sektöre iş veriyoruz. Hem fayda oluşturuyoruz, hem de faydayı matematiğe döküyoruz. 

Deterjanın formülünü Genel Müdür oluşturdu 

Tamamen yerli sermaye ürünü olarak üretilen ‘Etimatik’ piyasaya sunuldu. Proje ile ilgili bilgi verir misiniz? 

Normalde deterjanda başka bir formda bor kullanımı yüzde 2-3 aralığındadır. Bütün deterjanlar petrol ve fosfat içerir. İçerisinde petrol türevi ve fosfat olmayan, tamamen bor bazlı bir temizlik ürünü geliştirdik. Deterjan sektörünün dünyadaki cirosu 100 milyar dolar. Bunun yüzde 10’una talibiz. Hammaddenin tamamı yerli. Temizlik malzemesinin yüzde 99’u yerli. Çamaşırda meşhur deterjanlarla Etimatik’i teste tabi tuttuk ve onlarla aynı performansı yakaladık hatta geçtik. Etimatik’i artık iç piyasaya da vermeye başladık. Hedefimiz önce iç piyasa daha sonra dış piyasa. Fikri bana ait. Formül olarak ben oluşturdum. Başlangıç noktası ile şimdi arasında müthiş bir fark var. Arkadaşlarımız benim fikrimin üstüne başka kombinasyonlar yaptı. 

Kurumun temizlik ürünü ile ilgili hedefleri nelerdir? 

İlk defa bir konuda bağımsız değişkeniz. Çünkü artık her şey petrole bağımlı. Bu projemizde petrol yok. Eğer bu projede hedef tutturursak net ihracatçılık açısından en büyük projeyi üretmiş olacağız. Tamamı içeride kalan bir 10 milyar dolardan bahsediyoruz. Temizlik ürünü yapalım diye yola çıktığımızda bir model ve pazar oluşturuyoruz. Bu işi tutturduğumuzda ucu bucağı yok. Etimatik patentli ve lisanslı bin ürün. Bunun yanı sıra bulaşık ve sıvı temizlik ürünleri de gelecek. 

Etimatik projesi nasıl doğdu? 

İlham kaynağım bir ABD seyahatinde oluştu. Hiç mal satmadığımız dünyaca ünlü bir firmaya gittik. Firma yetkilileri, 1891 yılından bu yana boru paketlediklerini, sattıklarını ve bunu deterjan güçlendirici olarak kullandıklarını söyledi. İşte Etimatik orada doğdu. ‘O adamlar güçlendirici olarak kullanıyorsa biz de bunu temizlik malzemesi olarak kullanırız’ dedim. Türkiye, temizlik ürününe her yıl 1 milyar dolar para verir. Esinlenme buradan doğdu. Bunun içine temizliği sağlayıcı diğer unsurları da koyduk. Bu ürün gibi dünyada bir ürün yok. 

‘Sadece bor kimyasalları kullanarak cam yaptık’ 

Borun fayda sağladığı diğer sektörler nedir? 

Cam sanayiine uzandık şimdi. İçine girdiğiniz sektörlerin bora alerjisi olmamalı. Dozajlama çok önemli. Özellikle Dilovası’nın bulunduğu yerlerde hurdadan demirçelik yapan firmalar var ve bu üretime bağlı olarak cüruf tozlaşması oluyor. Yaptığımız bir çalışmayla o toz parçacıkları bor ile yumruk büyüklüğü haline geldi ve yoğunluğu iki kat arttı. Partikülleri kompakt hale getiriyor. Normalde 1 metreküp depolanacak alanda yarım metreküp hacim kullanılıyor. O malzemeyi tutuyor agrega olarak asfaltın altına seriyor. Sektöre sağladığı fayda çevre açısından çok büyük. Türkiye’nin bütün ciddi büyük firmaları artık bor kullanmaya başladı. Böyle bir kültür yoktu. Önü zırhlı birlikler gibi açıyorsunuz ve arkadan birileri geliyor. 

Seramik de çok fazla mal sattığımız bir sektör. Seramiğin dışında kullanılan parlak kısım olan sırda kullanılıyor. Seramikte bir de borda kullanılır. Girdilerden bir tanesi bordadır. LCD ekranda bor da kullanılır. O sektörün gelişmesine de hizmet ettik. Japonlar bu işin öncüsü. LCD ekranlarda sülfat istenmeyen bir parametre. Sektörde cam kalitesi arttığı için TV akvranları pürüzsüz oluyor. Bu bir zincirleme reaksiyon. Bir şeyin 130 PPM’lik sülfat muhteviyatını 10 PPM’e düşürüyorsunuz ve sektöre hayat öpücüğü veriyorsunuz. 

Klasik cam sanayiide bor kullanılmaz. Bor kimyasallarının kullanıldığı cam türleri vardır ama düz camda yoktur. Biz düz cama bor soktuk ve bunu da cam üreticisiyle yaptık. Rusya için fikri koyduk, dudak büktüler. Ancak enstitüde denediler ve uyguladılar ve piyasanın kabul edebileceği bir cam üretildi. Bizim sektörümüz temel olarak cam seramik sektörü. 

Bu faaliyetlerde devlet servis sağlayıcı mı? 

Sadece bor kimyasalları kullanarak cam yaptık. Soda ikamesi yaptık. Dünyada 60 milyon ton yıl soda tüketiliyor, 4 milyon ton yıl bor kimyasalı tüketiliyor. Şimdi 60 milyonluk pazara girmeye başladık. Hedefimiz arasında cam sanayine de girmek var. Lider olmak zorundayız. Rüzgar estirip kenara çekilmeniz gerekiyor. Rüzgar bazen kendi halinde esmiyor. İlla ki işimiz devlete düşüyor. İyi yönetebilecek araçları tahkim etmeniz gerek. Devlet hep var. Devlet servis sağlayıcı.

‘Biz savaşçı kuruluşuz’

Bor sektöründe yaşanan sorunlar nelerdir? 

Biz savaşçı kuruluşlarız. Savaş pilotuna sayarak mermi verilirse nasıl savaşabilir? Tabii ki fonksiyon denetimi olması gerek ama biz de şekil denetimi oluyor. Denetimsiz hiçbir sistem olamaz ama peşin peşin istismar edilecek kaygısıyla arabanın motorlarından tasarruf ettirmeye çalışırsanız oralarda fayda bulamazsınız. Online denetim olmalı. Bizim hiçbir ihale komisyonumuz aynı değildir. Memur sayısı 1500. Bunun 7’li kombinasyonlarını düşünün. O kadar sonsuz sayıda ihale komisyonu kombinasyonu çıkar. O zaman özgüven başlıyor. Hitap ettiğiniz sektörünüzdeki gelişmeleri iyi takip etmeliyiz. Onların adına da çözüm üretmeniz gerek.

‘Bu kadar kâr eden bir yer nasıl satılır?’

Eti Maden İşletmeleri’nin özelleştirilmesi, bor madenlerinin de bu konuya bağlı olarak satılmasıyla ilgili iddialar hakkında bilgi verir misiniz?

 Bu iddia 10 yıldır var. Kar eden bir yer 40 milyon dolara nasıl satılır? Çok ilginç dezenformasyon faaliyetleri bunlar. Özelleştirilen bütün kurumların hikayesine bakarsanız yüzde 90’ında verimsizlik hikayesi vardır. Eti Maden’e ne diyecekler. Biz iş geliştirmeci olarak çalışıyoruz. Tüm operasyonları zaten özel sektörle yapıyoruz. İş geliştirmeci olarak çalıştığınızda hem piyasaya iş veriyorsunuz hem de ücret adaleti sağlanıyor. En büyük problem adalet temelli değil, eşitlik modelli ücret politikasıdır. Adalet esaslı çalışırsanız insanların tekamül etmesi için şartlar oluşuyor. Kendisini geliştiren toplumu da geliştiriyor. Performansa dayalı ücret politikası olmalı. Bu istismar edilir mi? Bunun bir cezası olmalı. Potansiyel olarak istismar edilir diye hayati bir konuyu gündeme almıyoruz. Normalde 1 kişinin yaptığı işi 3 kişi yapan var. Onlara aynı parayı veriyorsunuz. O zaman adaleti nasıl sağlayacaksınız? Bütün mesele burada düğümleniyor.

 

04.05.2015