DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE NİKEL MADENCİLİĞİ 

 

 

Element olarak Nikel 

 

 

Nikel, 4 peryot 8B grubunda yer alan gümüş renginde ve parlaklığı ile bilinen bir geçiş elementidir. Ağırlık olarak yerkürede en fazla bulunan beşinci elementtir. Nikelin atom numarası 28, Atomik kütlesi 58.69, Özgül ağırlığı 8.91, Ergime sıcaklığı 1453°C ve Kaynama sıcaklığı 2731°C’dir. (TUBİTAK Web Sitesi, 2010) 

 

 

Nikel kullanımı  

 

Paslanmaz çelik başta olmak üzere, korozyona dirençli alaşımların eldesinde kullanılır. Binalarda, asansörlerde kullanılan paslanmaz yüzeylerde, ısı tasarruflu radyatörlerde, otomobillerde, uçak ve gemi endüstrisinde, uçakların gaz tribünlerinde ve jet motorlarında, elektronik ürünlerde, bilgisayarlarda ve bilgi depolamak için kullanılan CD ve DVD’lerde, nikel-kadmiyum pillerin ve zırh kaplamalarının yapımında, batarya ve yakıt hücrelerinde, cep telefonları pillerinde, su arıtmada, gıda hazırlamada, sağlık aletlerinde, mutfak araç-gereçlerinde, sıvı yağların ve sabunun katılaştırılmasında, su armatürlerinde, seramik malzemelerde emaye ile demir arasında bağlayıcı olarak, madeni paraların yapımında, toplu taşıma araçlarında, zırhlı araçlarda, top ve mermi yapımında, deniz suyu taşıma borularında, metro durakları, terminaller, hava alanları gibi yerlerde paslanmaz, dayanıklı ve bakım gerektirmeyen malzemeler olarak ve hayatımızı kolaylaştıran 3 bini aşkın üründe nikel kullanılmaktadır. (TUBİTAK, 2010, Çaldağ Nikel Madeni-Ağustos 2009) 

 

Nikelin insan hayatı için vazgeçilmez olduğu bir diğer alan ise tıp sektörüdür. Tıpta kullanılan aletlerde nikel vazgeçilmez olmakla birlikte, kalp damar hastalıklarında damarın içerisine yerleştirilen nikel ve titanyumdan yapılan stentler her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtarmaktadır. “Akıllı metaller” olarak isimlendirilen ve deformasyona uğrasa bile eski haline kolaylıkla geri dönebilen bu alaşımlar bu özelliklerini de nikele borçludurlar. Yine tıpta kullanılan görüntüleme cihazlarında nikel, metal olarak kullanıldığı gibi bu cihazlarda nikelin bir başka önemli kullanımı ön plana çıkmaktadır. Nikel içeren özel bir mürekkep cihazı dışarıdan gelecek elektromanyetik etkilerden korumak için hayati önem taşımaktadır. Bu sayede cihazların diğer elektronik cihazlardan etkilenmeden doğru çalışması sağlanabilmektedir. 

 

Nikel sürdürülebilir gelişme ve çevreyi korumak için de vazgeçilmez bir metaldir. Atıksu arıtma tesislerinde nikel hayati öneme sahiptir. Yine çevre dostu rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinde, fabrika bacalarında atık gazların filtre edilmesinde nikelin geniş kullanımı görülmekte, yakıt hücreleri, etanol yakıtlar, nükleer enerji gibi ileri teknoloji ürünü enerji çözümlerinde de nikel vazgeçilmez metal olma özelliğini korumaktadır. 

 

Yüzyılı aşkın süredir sanayinin vazgeçilmezi olmakla birlikte gelişen teknolojiyle nikel kullanımı her geçen gün daha farklı alanlara yayılmaktadır. Elektrik motorlu araçları besleyen aküler için nikel çok önemli bir metaldir ve bu çevre dostu elektrikli araçlar çevreyi kirletmeden hareket etmelerini bu akülere borçludurlar.  

 

Nikelin oluşumu 

 

Yeryüzünde bulunan nikel madenleri genel olarak iki tiptir: Magmatik sülfitli cevherler ve lateritik nikel silikatlar. Magmatik sülfitli cevherler genellikle yeraltı madenciliği ile lateritik nikel silikatlar ise açık ocak madenciliği ile üretilirler. Nikel sülfit-arsenikli yataklar bazik türde kayaçlarla birlikte bulunan hidrotermal damarlarda bulunur. Bu cevherler genellikle %1 ile %3 arası nikel ihtiva eder. Bu tip büyük rezervler Kanada, Güney Afrika, Rusya, Finlandiya ve Avustralya’da bulunmaktadır. 

 

Lateritik nikel silikatlar ise demir ve magnezyumca zengin kayaçların milyonlarca yıl boyunca ılık ve yağışlı iklim etkisine maruz kalmasıyla oluşmuşlardır. Bu oluşum esnasında nikel uzun yıllar boyunca tekrarlayan şekilde çözünme ve çökmeye uğramış, bir başka deyişle doğal ayrışmaya maruz kalarak cevherleşmiştir.  

 

Sülfürlü nikel yatakları 

 

Sülfürlü nikel yatakları magmatik ortamda oluşan birincil nikel yataklarıdır. Bu tip yataklanmalar, ultra bazik ve bazik magmatik kayaçların içinde yer almaktadır. Ultra bazik ve bazik magmalar demir ve tali olarak bakır, nikel, platin grubu metaller bakımından zengindir. Magmanın soğuması sırasında bu metaller kükürtle birleşerek sülfit damlacıkları meydana getirirler. Magmanın içinde zenginleşen sülfit damlacıklar liküasyon (sıvı halde karışmazlık) süreçleri ile silikatlı kısımdan ayrılarak dibe çökerler. Böylece nikel, bakır ve platinoid metallerinin sülfit mineralleri ince seviyeler halinde yatak oluştururlar. (AYAKAĞAÇ Tevfik, Doktora Tezi, Konya Selçuk Üniversitesi, 2008) 

 

Lateritik (Kalıntı) nikel yatakları 

 

 

Lateritik yataklar yer kabuğunun üzerinde atmosfer veya hidrosferdeki olaylara yani dış kökenli olaylara bağlı olarak gelişen yataklardır. Fe, Ni, Co, Al, Mn yatakları kalıntı olarak gelişirler. Ayrıca asbest, manyezit, kil tuğla, kiremit toprakları (terraroza) sepiyolit vb. yataklar kalıntı yatakları olarak gelişirler. Bu tür yataklar içinde belirli bir cevher yığışımına sahip olmayan olağan kayaçların tamamen dış etkenlerle ayrışıp faydasız unsur gruplarının ortamdan uzaklaşarak faydalı mineral ve elementlerin toplanmasıyla oluşan yataklardır. Bu yatakların oluşumuna etken 3 faktör vardır. Bunlar: İklim, Topoğrafya ve ayrışmaya uğramış kayacın bileşimidir. 

 

Ferromağnezyen ve aliminosilikatlı kayaçlar ayrıştıklarında üst kısımlarında lateritik oluşumlar meydana getirirler. Ayrışan kayacın bileşimine göre ortaya çıkan lateritler: 

a. Demirli lateritler

b. Alüminyumlu (Boksit) olmak üzere ikiye ayrılırlar. 

Alüminyumca fakir olan ultramafikler üzerinde gelişen lateritik oluşumlar hem demir yatağı özelliği gösterirler hem de nikel konsantrasyonları içerirler. Bol yağış alan bölgelerde ultramafiklerin fiziksel ve kimyasal ayrışması sonucu Mg, Si. gibi elementler farklı yollar izleyerek ortamdan uzaklaşırken geride Fe, Ni, Co’ca zengin kısımlar kalır. Daha sonra demir hidroksit şeklinde çökelir. Ultramafikler üzerinde demirli oluşumlar başlar. Demirli lateritikler içerisine dağılarak büyük lateritik nikel yataklarını oluştururlar. Taşınan nikeller ise arit bölgelerde sedimenter nikel yataklarını oluştururlar. Ayrıca; bu gibi yataklarda %1-2 den %25-30’a kadar nikel zenginleşmesi olabilmektedir. (BOYALI İhsan, Nikel Kobalt Prospeksiyon Raporu, 1984).  

 

 

Dünya’da nikel yatakları ve rezervleri 

 

Nikelin, Dünyadaki rezervlerine ve kullanımına bakıldığında, büyük lateritik nikel yatakları Avustralya, Rusya, Küba, Yeni Kaledonya, Endonezya, Filipinler, Brezilya ve İspanya’da bulunmaktadır. Kullanım olarak da Çin, Japonya ve Amerika’nın ön plana çıktığını görülmektedir. 

 

Dünyada yapılan araştırmalar sonucu ortalama % 1 ve daha fazla nikel içeren dünya nikel kaynaklarının 140 milyon ton olduğu tahmin edilmektedir. Bu kaynakların yaklaşık 84 milyon tonu lateritik, 56 milyon tonu ise sülfit kökenlidir. Tüm dünyada üretilen nikelin yaklaşık %60’ı paslanmaz çelik üretiminde kullanılmaktadır 

 

1900’lü yıllardan beri Fransa, İngiltere, Amerika, Kanada, Japonya, Finlandiya gibi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere birçok ülkede nikel madenciliği yapılmakta ve rafinerilerinde son ürün haline getirilmektedir. 

 

Nikel, uluslararası borsalarda alınıp satılan, fiyatı dünyadaki arz talep dengesine göre belirlenen bir metaldir. Nikelin 1900’lü yıllardan günümüze kadarki satış fiyatına bakıldığında yıllar itibariyle farklılıklar gösterdiği, Mayıs 2007’de 50 bin Dolar/ton seviyelerine çıkarak tarihi rekor kırdığı görülmüştür. Ancak enflasyona uyarlanmış yüz yıllık fiyat seyrinde ise ortalama fiyatın 12 bin Dolar seviyelerinde olduğu izlenmektedir. Ekim 2011 ayı ortalaması itibariyle nikelin bir tonunun satış fiyatı 20–21 bin Dolar aralığındadır.

         

Nikel, 1751'de İsveç'te Cronstedt tarafından keşfedilmiş olup XIX. yy’dan itibaren birçok ülkede, bakır ve nikel alaşımından para yapımında kullanılmıştır. İlk metalürjik tesis, 1824 yılında Avusturya’da Gersdorff tarafından kurulmuştur. Endüstrinin gelişmesi ile nikelin diğer metaller arasında yer alması, 1865 yılında Yeni Kaledonya’daki nikel yataklarının işletilmesiyle başlamış ve demirden sonra en fazla kullanılan metal haline gelmiştir. (DPT 8. Kalkınma Planı, Metal Madenler Çalışma Grubu Raporu, 2001) 

 

Türkiye’de madenciliğin gelişimi, nikel yatakları ve rezervleri 

 

 

Anadolu’da madencilik binlerce yıl önce başlamış, M.Ö. 7000 yıllarında saf bakır kullanılmıştır. Çeşitli maden yatakları işletilmiş, zenginleştirme tesisleri kurulmuş ve metal para basılmıştır. Madenciliğin, Anadolu’da gelişen medeniyetlere öncülük ettiği bilinmektedir. Anadolu madenciliği özellikle Romalılar devrinde çok gelişmiş; kurşun, bakır, demir, altın, gümüş, mermer üretim ve işlenmesinde büyük atılımlar yapılmıştır. Anıtsal mermer kentler bunun en önemli örneklerdir. (TBMM Madencilik Araştırma Komisyonu Raporu 2010)   

      

 

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde, madencilik faaliyetleri daha çok silah ve barut ihtiyacının karşılanması ve para basmak amacıyla yapılmıştır. Osmanlı’nın son dönemlerinde, 1862 tarihli Paris Antlaşması ile Anadolu madenleri ülke sathında yabancı sermayeye açılmıştır. Fransa başta olmak üzere İngiltere, Almanya, İtalya ve Rusya, Anadolu madenlerini üretmek için önemli yatırımlar yapmışlar ve çok miktarda maden üretimi gerçekleştirmişlerdir. Bu dönemle ilgili madencilik faaliyetlerinin izlerine bugün ülkenin birçok yerinde rastlanmaktadır. 

        

 

Cumhuriyet Dönemi madenciliğimiz ise 1923 İzmir İktisat Kongresi’ne dayanmaktadır. Liberal ekonominin benimsendiği bu dönemde, madencilikte önemli atılımlar yaşanmış; eğitim, finans, arama ve üretim konularında görevlendirilmek üzere sırasıyla Maadin ve Sanayi Mekteb-i Alisi, Sanayi Maadin Bankası, o günkü adlarıyla Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü ile Etibank kurulmuştur.    

     

 

Ülkemizin karmaşık jeolojik ve tektonik yapısı çok çeşitli maden yataklarının bulunmasına olanak sağlamıştır. Günümüzde dünyada yaklaşık 90 çeşit madenin üretimi yapılmaktayken ülkemizde 60 civarında maden türünde üretim yapılmaktadır. MTA verilerine göre, dünyada 132 ülke arasında toplam maden üretim değeri itibarıyla 28’inci sırada yer alan ülkemiz, maden çeşitliliği açısından ise 10’uncu sırada bulunmaktadır.

         

 

Türkiye maden rezervlerinin zenginlik sınıflandırması yönünden Nikel, çok zengin ve zengin olmayan “normal-fakir grubu” nda yer almaktadır. Ancak zenginlik yönünden yapılan değerlendirme ve sınıflandırmaların sübjektif bir karaktere sahip olduğu gerçeğinin gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, rezervlere ilişkin bilgiler çoğu zaman tartışmalıdır. Bu bakımdan bu konuda yapılan değerlendirmeleri belirli bir ihtiyatla karşılamak daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. (DPT 9. Kalkınma Planı, Madencilik Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2007) 

        

 

Nikel, doğada demirle birlikte olmak üzere sülfürler, arsenürler ve silikatlar (Lateritik kökenli) şeklinde bulunmaktadır. Nikelin doğada bulunuş şekli, yataklanma tipleri ve jeolojik şartları göz önünde bulundurulduğu zaman; Türkiye nikel bakımından çok elverişli bir alana sahiptir.  

        

 

Ülkemizde hem lateritik hem de sülfit tipi nikel cevherleşmeleri bulunmaktadır. Türkiye’ deki belli başlı lateritik nikel yatakları, Manisa-Turgutlu Çaldağ, Manisa-Gördes, Uşak-Banaz, Eskişehir-Mihalıççık-Yunusemre ve sülfit yatakları ise Bitlis-Pancarlı, Bursa-Orhaneli-Yapköydere, Sivas-Divriği-Gümüş olarak bilinmektedir (DPT, 2006). Ayrıca, bu yatakların dışında Bolu-Mudurnu-Akçalan ve Hatay-Payas-Dörtyol nikel yatakları bulunmaktadır. (DPT 8. Kalkınma Planı, Metal Madenler Çalışma Grubu Raporu, 2001) 

 

 

Nikel madenciliği Fe-Ni Madencilik dâhil olmak üzere birkaç Şirket tarafından yapılmaktadır. Fakat tüvenan cevherden zenginleştirme ve rafine işlemleri yoluyla  %100 saf nikel üretimi yapılmamaktadır. Ancak, Türkiye’de nikel işleyecek tesisler oluşturulmuş ve zenginleştirme çalışmalarına başlanmış olduğu bilinmektedir. Şu anda Nikel ihtiyacı nikel ürünleri ithalatı yoluyla karşılanmaktadır. Nikel yan sanayisi yok denecek kadar azdır. Hâlbuki Avrupa Birliği ülkelerinde 1,5 milyon kişi nikele dayalı sanayilerde çalışmaktadır. Türkiye’ nin yıllık, hammadde olarak, nikel tüketimi 2 bin ton kadardır. Türkiye’de bilinen toplam nikel cevheri rezervi 40 milyon tondur. Bunun 33 milyon tonu Manisa Çaldağ’da bulunmaktadır. Bu rezervin içerisinde bulunan nikel metali ise yaklaşık 400 bin ton kadardır. Bu miktar dünya rezervlerinin binde 6’sına denk gelmektedir.         

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB) Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın, 20 Mayıs 2009 tarihinde hazırladığı ve web sitelerinde yayınladıkları “Madencilik Kurum ve Kuruluşları ile Politikaları” konusundaki bilgilendirme notunda; Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM), Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TKİ), Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) ve Ulusal Bor Araştırma Entitüsü (BOREN) gibi kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanlar hakkında bilgi vermekte, Bakanlığın madencilik politikalarını 8 maddede ortaya koymaktadır. (Madencilik Kurum ve Kuruluşları ile Politikaları Bilgi Notu, ETKB, 20 Mayıs 2009) 

 

Türkiye açısından madenciliğin önemi

 

 

TMMOB Maden Mühendisleri Odası’nın, Mart 2011 ayında yayınladığı “Madencilik Sektörü ve Politikaları Raporu” nda Ülkemizde madenciliğin önemini ortaya koymaktadır. 

 

“Madencilik, tarih boyunca uygarlıkları şekillendiren temel sektörlerden biri olmuştur. Özellikle, sanayi devriminden bu yana insanlığın gelişim sürecinin son iki yüz yılındaki baş döndürücü ilerlemede kömür ve demirin önemini yadsımak mümkün değildir. İçinde bulunduğumuz yüzyılda da, madencilik faaliyetleri olmaksızın insan yaşamının sürdürülebilmesi olası değildir. Bugün, kullandığımız arabalardan, içinde yaşadığımız evlere, bilgisayarlardan telefonlara kadar yaşamımız için vazgeçilmez olan hemen her şey, madencilik etkinlikleri sonucu elde edilen ürünler sayesinde varlık kazanabilmektedir.  

       

 

Madenler, milyonlarca yılda oluşan tüketildiğinde yenilenemeyen kaynaklardır. Bu nedenle mutlaka etkin bir planlamayla ülkenin ihtiyaçları göz önüne alınarak çevreye duyarlı bir şekilde ve kamu yararı öncelikli olarak üretilmelidir.   

 

Türkiye madencilik sektörünün istenilen düzeyde gelişmemiş olmasının birçok nedeni vardır. Stratejik öngörüyle insan kaynakları planlamasını da göz önüne alan ulusal kalkınma modellerinin bir türlü geliştirilememesi, uluslararası finans kuruluşlarının güdümünde ekonomik ve sosyal politikaların uygulanması, özellikle son otuz yılda planlama düşüncesinin tamamen bir kenara bırakılması, ekonominin sanayileşme ve yatırım artışlarına dayalı dengeli bir yapıya kavuşturulamaması, sanayileşmenin olmazsa olmaz koşulu olan teknoloji üretimini sağlamak amacıyla geliştirilmesi ve uygulanması gereken ulusal bilim ve teknoloji politikalarımızın olmayışı, yönetsel yapılardaki verimsizlik, yolsuzluk ve yozlaşma bulunmaktadır.” (Madencilik Sektörü ve Politikaları Raporu, TMMOB Maden Müh. Odası, Mart 2011) 

 

Madencilik sektörü, doğası gereği özellik arz eden ve bu nedenle bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren dünyanın en zor ve riskli iş koludur.         

 

Fe-Ni Madencilik; Ulusal ve Uluslararası kurallara uyarak çalışan, Madenlerin aranmasında, bulunmasında ve işletilmesinde mühendislik bilim ve teknolojisini, uluslararası kabul görmüş normları kullanarak; Eskişehir-Mihalıççık-Yunus Emre Beldesi sınırları içerisinde yer alan açık ocak maden işletmesinden çıkardığı demir ve nikel cevherini, yurtiçi ve yurtdışındaki kuruluşların hizmetine sunan bir Şirkettir. Amacımız üretimin sağlıklı yapılması, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve ülkemize hizmettir.   

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:  

 

1-Karaçam, Yunus Emre, Mihalıççık, Sivrihisar, Eskişehir Yöresi Nikel Kobalt Prospeksiyon Raporu (Jeo. Müh. İhsan Boyalı, 1984) 

 

 

2- DPT Sekizinci Kalkınma Planı, Madencilik Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Metal Madenler Alt Komisyonu Diğer Metal Madenler Çalışma Grubu Raporu (2001) 

 

 

3- DPT Dokuzuncu Kalkınma Planı, Madencilik Özel İhtisas Komisyonu Raporu (2007) 

 

 

4- Karaçam (Eskişehir) Lateritik Nikel Cevherinin Fiziksel ve Kimyasal Yöntemlerle Zenginleştirilmesi (Tevfik Ağaçayak, Doktora Tezi, Konya Selçuk Üniversitesi Maden Mühendisliği Anabilim Dalı, 2008) 

 

 

5- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın, 20 Mayıs 2009 tarihinde hazırladığı ve web sitelerinde yayınladıkları “Madencilik Kurum ve Kuruluşları ile Politikaları” Bilgi notu 

 

 

6- TUBİTAK–2010, Çaldağ Nikel Madeni-Agustos 2009)  

 

 

7- T.B.M.M. Madencilik Sektörü Meclis Araştırma Komisyonu Raporu (13 Mayıs 2010) 

 

 

8- TMMOB Maden Mühendisleri Odası’nın, yayınladığı “Madencilik Sektörü ve Politikaları Raporu” (Mart 2011)

 

İşbu Rapor, Fe-Ni Madencilik (B.M) tarafından kamuoyuna açık ve aşağıda belirtilen kaynaklardan yararlanarak hazırlanmıştır. (20 Ekim 2011, Ankara)