Türkiye’de KSS ile İlgili Toplantılarda Karşılaşılan 9 Sıkıntı (Berkay ORHANER, 9 Mart 2016)

Türkiye’de her geçen yıl kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) kavramına gösterilen ilgi artıyor. Sivil toplum kuruluşları ve özel sektör işbirliğiyle, konuyla ilgili olarak pek çok toplantı düzenleniyor. Elbette KSS’ye ilişkin ilginin artmasını memnuniyetle karşılamalıyız, fakat KSS ile ilgili toplantılarda kronikleşmeye başlayan sıkıntıları görmezden gelecek değiliz:

  1. Sponsor-katılımcı belirsizliği

KSS ile ilgili etkinliklere sponsor oldukları için firmalara teşekkür etmek gerekir. Fakat sponsor şirketin düzenlenen etkinliklerde doğrudan konuşmacı olarak yer alması veya ‘iyi örnek’ kontenjanından firmanın etkinliklerine fazla yer verilmesi, sponsorluk ve reklam arasındaki ince çizginin kaybolması anlamına gelir. Bu yüzden genelde sponsorlar arasında yer almayı kabul eden ‘büyük balık’ firma, küçükleri korkutur ve kaçırır. Çünkü büyük firma, sponsor olduğu etkinliğin tüm tanıtımlarının baş rolünü ele geçirmek, en fazla görünen olmak ister.

  1. Şirketinin etkinliklerinden başka bir konuda konuşamayan şirket temsilcisi

Çoğu zaman toplantıların farklı konu başlıklarında farklı oturumları olur. Fakat maalesef şirketinin KSS’ye bakış açısını ve KSS ile ilgili etkinliklerini ezberlemiş bazı temsilciler, kendilerine ne konu hakkında söz verilirse verilsin hep aynı konu hakkında konuşurlar. Eğer şirketin biraz medya görünürlüğü kazanmış bir projesi varsa bu durum daha da belirginleşir. Temsilci ile diyalog kurulamaz, ilgili kişi inatla tek kanallı yayınını devam ettirebildiği kadar devam ettirir veya bozuk plak gibi hep aynı şeyleri söyler durur.

  1. Soru cevap bölümünde mutlaka kendi şirketi hakkında konuşan katılımcı

“Örneğin biz Falan Holding olarak şöyle düşünüyoruz…” diye başlayan konuşmalar buram buram reklam kokar. Belki oturum başkanı, konuşmacılara bambaşka bir konu hakkında soru soruyordur, fakat şirket temsilcisi kendi şirketini övmeden edemez.

  1. KSS hakkında Türkçe konuşamayan konuşmacılar

Ülkemizdeki KSS yazınının yeterince gelişmemiş olması, bazı kavramları henüz Türkçeleştiremediğimizin özrü olarak kabul edilebilir. Fakat “Jeyeray gi for gaydlaynına şirket olarak komitmıntımız tam” diye cümle kurduğunu sanan kişilerin özrü olmaz!

  1. Niye dağıtıldığı belli olmayan şirket logolu promosyon ürünler

Sıklıkla KSS’ye ilişkin çabaların aslında örtük reklam çalışmaları olduğuna dair eleştiriler dile getirilir. Buna rağmen nedense KSS oturumlarını fırsat bilen kimi şirketler, şirket logolu taşınabilir bellek, not defteri, kalem gibi promosyonlar dağıtmaya bayılır. Sözde “yeşil” ürünler daha da makbuldür. Küçük saksılarında şirket logosu olan minik bitkiler veya bir ara çok moda olan kapağından tohum çıkan kalemler çok hora geçer. Sahi acaba o kalemlerden çıkan tohumları gerçekten toprağa diken oldu mu?

  1. ‘Sevimli KOBİ’ kontenjanı

Büyük şirketlerin tedarik zincirlerinde yer alan göstermelik-hijyenik-sevimli KOBİler kendilerine KSS toplantılarında sıklıkla yer bulurlar. İzleyiciler bu butik KOBİ örneklerini görünce yumuşamış kalpleriyle geleceğe dair daha bir umut dolu olurlar. (Bu konu hakkında bir başka yazı için tıklayınız)

  1. Aslında hepsi aynı hissedara ait şirketlerin farklı sektörler adına konuşan temsilcileri:

Nihayetinde aynı şirket grubunda bulunan, güya farklı şirket temsilcileri, birbirlerine methiyeler düzerler. “Biz sizi çok beğeniyoruz.” “Aaa? Beğenmek ne kelime? Vallahi biz size bayılıyoruz.” Havada uçuşan kelebekler izleyicilere âdete hoş baharın kıpır kıpır mutluluğunu anımsatırlar.

  1. Harici KSS projeleri saplantısı

Bu gruptaki konuşmacılar KSS’yi hep şirketlerinin dışında gerçekleşecek bir proje olarak görmek isterler. Şirketlerinin bonkör sponsorluklarından bahsetmeye bayılırlar fakat şirket içinde kurumsal sorumluluğa dair en ufak bir konu hakkında konuşmaktan yangından kaçar gibi çekinirler. X derneğine yapılan maddi destekler böbürlenerek, ballandırarak anlatılır; ama adı geçen şirketteki işe alımlarda cinsiyet eşitliğine ne kadar dikkat edildiği gibi bir konu KSS kapsamından ısrarla uzaklaştırılır.

  1. Kendimiz çalar kendimiz oynarız döngüsü

Bazı şirketler destek vermedikleri, yakın ilişki içerisinde olmadıkları sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerine katiyen katılmazlar. Katıldıkları zaman da bir çeşit “yandaşlık havası” ortaya çıkar. Karşılıklı övgüler düzülür. Şirket temsilcileri yaptıklarının ne kadar örnek alınası işler olduğunu düşünür, sivil toplum temsilcileri de kendilerinin zihin açıcı işler gerçekleştirdiklerini zanneder. Kapalı devre bir memnuniyet silsilesi sürer gider.

(Bu yazı ilk defa www.sorumlukurum.com adresinde yer almıştı)

01.07.2016