Madenlerde su baskınlarından korunmak mümkün (Anadolu Ajansı, 5 Kasım 2014)

ÇOMÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Başkanı Doç. Dr. Çakır:
“Maden ocaklarında karşılaşılabilecek su baskınlarının önceden analiz edilerek gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Bu tedbirlerin başında, su baskınına maruz kalabilecek kısımların drenaj, mantolama ve tahliye gibi değişik yöntemlerle izole edilmesi gelir. İzole işleminin sonucunda maden işletmesine mümkün olduğunca kuru bir ortamda olanak sağlanır. Su sızıntısı olsa bile bunun kontrollü ve kabul edilebilir debide kalması sağlanabilir”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Başkanı Doç. Dr. Özcan Çakır, maden ocaklarında karşılaşılabilecek su baskınlarına karşı önceden bilimsel çalışmalar yapılmasının önemli olduğunu belirterek, bu çalışmalar doğrultusunda gerekli tedbirlerin alınması sayesinde baskınlardan korunmanın mümkün olduğunu söyledi.

 

Çakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akarsu, göl ve denize yakın bölgelerde yapılan kazılarda fay ve kırık sistemi yoluyla da su baskınlarına maruz kalınabileceğini söyledi.

Yer altı suyu hareketlerinin çok hızlı geliştiğini ve beklenmeyen su baskınları olarak kendini gösterdiğini dile getiren Çakır, “Maden ocaklarında karşılaşılabilecek su baskınlarının önceden analiz edilerek gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Bu tedbirlerin başında, su baskınına maruz kalabilecek kısımların drenaj, mantolama ve tahliye gibi değişik yöntemlerle izole edilmesi gelir. İzole işleminin sonucunda maden işletmesine mümkün olduğunca kuru bir ortamda olanak sağlanır. Su sızıntısı olsa bile bunun kontrollü ve kabul edilebilir debide kalması sağlanabilir” diye konuştu.

Madenlerde su baskınlarından korunmak için öncelikle yer altı hidrolojik çalışmasının yapılması gerektiğinin altını çizen Çakır, “Bu çalışmalar yer altının bütün karmaşık sistemini ortaya çıkaracak şekilde üç boyutlu olarak yüzeyden derinlere kadar uzanmalıdır. Alışılagelmiş yöntemler, beklenmeyen büyüklükte bir su baskını olduğunda yetersiz kalmaktadır” dedi.

Çakır, maden sahalarının bilimsel olarak denetlenmesinin önemini  vurgulayarak, maden ocakları için risk oluşturan yer altı sularının varlığını faciaya neden olmadan önce ortaya çıkarma konusunda jeofizik mühendisliği yöntemlerinin etkin çözümler sunduğunu belirtti.

Özellikle iki ve üç boyutlu elektrik özdirenç tomografi yönteminin, maden sahasının etrafındaki hidrolojik aktivitenin tespit edilmesi ve madendeki su baskınlarının önceden belirlenerek önleyici tedbirlerin alınması için önemli olduğunu ifade eden Çakır, şunları kaydetti:

“Teknolojinin bu kadar geliştiği bir dönemde yer altının üç boyutlu olarak görüntülenmesi ve bu amaçla jeofizik mühendisliği biliminin etkin şekilde kullanılması, can ve mal kayıplarının önüne geçmede önemli fırsatlar sunmaktadır. Ülkemiz, son 10 yılda önemli gelişmeler kat etmiştir. Buna paralel olarak yer bilimleri de gözle görülür gelişme göstermiştir ancak bu gelişmeler ortak bir noktada buluşmadığı için halen madenlerde can kayıpları yaşanmaktadır. Genel olarak ‘bir şey olmaz’ düşünce tarzını bir tarafa bırakıp, ilgili maden işletme sahasında ne olabileceğini bilimsel olarak ölçerek ortaya koymalı ve önlemleri, acizliğe meydan vermeden buna göre almalıyız.”

 

 

06.11.2014