Maden Kanunu Taslağı üzerine (Maden Yük. Müh. Necati YILDIZ, Maden Portalı, 26 Aralık 2014)

Son yıllarda yaşanan iş kazasından sonra ortaya konulan “sözde çözümler” hiçbir zaman kazaların önlenmesine yönelik olmayıp, kamuoyuna yöneliktir (!). Bunlardan biri de gündemde olan ve kısa sürede yasalaşması amaçlanan “3213 Sayılı Maden Kanunu’nda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Taslağı”dır.


Maden Kanunu’nun “Amaç” maddesi incelendiğinde bu kanunun mali konuları içermediği görülmektedir. Diğer taraftan da madenciliğin mali konuları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın asli görevleri arasında sayılmamıştır. Ancak kanunu tamamı madenciden alınacak harç, teminat, teminat cezası, idari para cezası, devlet hakkı gibi mali kavramlar üzerine kurulmuştur. Gündemdeki taslak incelediğinde de teminat yerine getirilen “ruhsat bedeli” adı altındaki mali yükümlülük, teminat iradı yerine getirilen “idari para cezaları”, devirlerde alınacak “yüksek bedeller”, yükseltilen “devlet hakları”, öngörülen keyfi uygulamalar madenciliğin, özellikle de ulusal madencilerimizin ocağını söndürecek boyuttadır. Madencilerden “ruhsat bedeli” adı altında “ruhsat alanına bağlı” olarak “her yıl” istenecek bedeller “Deli Dumrul” vergisini hatırlatmaktadır. “Mektepler olmasa, şu maarifi ne güzel idare ederdim” denildiği gibi şu anda gündemde olan taslak da “madenler olmasa şu madencilik ne güzel idare edilir” mantığıyla hazırlanmıştır.

 

Madencinin kazancını ruhsat alanı ile ilişkilendirmek yanlış

 

Madenciden “ruhsat bedeli” olarak bir bedel alınacaksa bir kez alınması yeterli olmalıdır. Madencinin kazancını ruhsat alanı ile ilişkilendirmek yanlıştır. “Doğal servetlerin devletin hüküm ve tasarrufu altına olması nedeniyle” alınan devlet hakkı hesaplamaları taslakta ve uygulamada İdarenin keyfi yaklaşımı ile bilmeceye dönüştürülmüştür. Temel yaklaşımın “madenciden, kazancının belirli bir oranının devlet hakkı olarak alınması” olması gerekirken taslağa bakıldığında belirli bir kâr-zarar hesaplaması yapılmadan mümkün olduğunca yüksek bedel alınmasının amaçlandığı görülmektedir. Ayrıca devlet hakkı hesaplama yöntemi ile madencilik faaliyetlerinin mali yönden denetim ve kontrolünün tamamı Maden Kanunu’ndan çıkarılarak Maliye Bakanlığı’nın sorumluluğunda “Vergi Kanunu” kapsamında düzenlenmelidir.

 

Taslakta teminat iradları yerine getirilen “idari para cezaları” çok yüksektir. Cezalar işlenen fiil ile mantıksal olarak orantılı, ruhsat sahibini iflasa götürmeyecek büyüklükte ve ödenebilir boyutta olması gerekmektedir.

 

Bakanlıklar arası sorumluluk karmaşasına son verilmeli

 

Ülkemizde madenlerin denetiminde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB) arasında mevzuattan kaynaklanan yetki ve sorumluluk kargaşası vardır. Bakanlık yaşanan sorunların çözümüne yönelik düzenleme yapması gerekirken, iş kazalarında İdarenin hiç sorumluluğu yokmuş gibi, yalnızca sektörde çalışan mühendislere yönelik düzenlemeler yapmakta, diğer taraftan da hazırladıkları taslakla sorumluluklarını “özelleştirmek” istemektedir.


Madenlerin kaynak kaybı olmadan, iş güvenliği ve işçi sağlığına uygun üretiminde tek sorumlunun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olması gerekmektedir. Bakanlık kırtasiyeciliği bırakıp asli görevini üstlenmeli, mevzuat ve taslak bu yönde düzenlenmelidir.

Taslak bu haliyle geçerse yerli madenciye darbe vurur

Taslağın bu haliyle yasalaşması durumunda getirilen mali yükümlülükler, yaptırımlar ve öngörülen keyfi uygulamalar nedeniyle madenciler geçmişi mum ışığıyla arayacaktır. Gündemdeki Maden Kanunu Taslağı bu ülkeye bir şey kazandırmayacağı gibi yerli madencilerimize büyük darbe vuracaktır. Taslakla ilgili göstermelik toplantı ve dayatmalarla sektör temsilcilerinin görüşü alınmakta, sonuçta 2010 yılında 5995 sayılı Kanun’un yasalaşması çalışmalarında olduğu gibi Bakanlık bu görüşlere hiç değer vermemektedir.

Ülkemizde demokrasi olduğu iddia ediliyorsa madencilik sektöründe tarafların görüşlerine değer verilmeli ve en önemlisi de bu görüşlerin hazırlanacak taslağa tarafsız, ülkemizin menfaatleri doğrultusunda, doğru olarak yansıtılmalıdır. Bunun için mevcut taslak geri çekilmelidir.

26.12.2014