DEĞER YARATMAK, Özel Sektörün Özel Kişilere Yaklaşımı Hansın DOĞAN, UNDP (15 Kasım 2012)

DEĞER YARATMAK, Özel Sektörün Özel Kişilere Yaklaşımı

 

(Hansın DOĞAN, UNDP Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Direktör Yardımcısı, 15 Kasım 2012)

 

 

Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar engelli olduğu biliniyor. Bu sayı, yaklaşık olarak toplam nüfusun yüzde on dördüne denk geliyor. UNDP raporları bu kişilerin yüzde sekseninin kalkınmakta olan ülkelerde yaşadığını söylüyor. Türkiye’de ise nüfusun yüzde on ikisinden fazlası, yani yaklaşık 8 milyon vatandaşın sunulan hizmetlerden faydalanması için özel ihtiyaçları bulunuyor. Belki de en büyük azınlık grubu diye tanımlanabilecek bu milyonlarca kişinin özel ihtiyaçları karşılanmadığında, bir yerde çok ciddi bir insan gücü kaynağı israf ediliyor.

 

Özel sektör için insan iki bakımdan çok önemlidir. Birincisi, yönetimde, üretimde ve hizmetlerde faydalanılacak bir işgücü kaynağı olarak, ikincisi şirkete para kazandıracak müşteri olarak. Sadece Türkiye’de yaşayan 8 milyon engellinin eğitime ve istihdama erişimlerindeki zorluklar, onların ekonomiye de katılımını güçleştiriyor.

 

Hâlbuki kamu ya da özel sektör fark etmeksizin sunulan tüm ürün ve hizmetlerin ayrımcılık yapmadan herkesin erişimine eşit olarak sunulması zorunluluğu bulunmaktadır. Eşitlik, ayrımcılığa maruz kalmama gibi en temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılan engelli kişiler için yapılan hukuki düzenlemeler yeterli olmamakta ve uygulamada istenen evrensellik anlayışına yaklaşılamamaktadır.

 

Özel sektörün engelli dostu aktif istihdam politikaları ekseninde engelli çalıştırma zorunluluklarını bir kenara bırakırsak (ki istihdamın ötesinde eşitlikçi bir kariyer gelişimi paketi sunulduğu pek görülmüyor), çok az şirketin evrensellik ilkesi altında hareket ettiğini ve özel kişilerle bütünleşebildiğini görüyoruz. Gerek tasarım, ar-ge ve üretim aşamalarında, gerek ürün ve hizmetin sunulması sırasında, gerekse de satış sonrası destek sağlanırken özel ihtiyaçlar göz ardı ediliyor ve çok ciddi boyuttaki potansiyel bir pazardan mahrum kalınıyor.

 

Türkiye’de buna çözüm amaçlı başlatılan belki de en anlamlı çalışma Koç Grubu’nun Ülkem İçin programı kapsamında veriliyor. Ülkem İçin Engel Tanımıyorum sloganı ile Ayder ve UNDP işbirliğiyle ülke genelinde yürütülen engelliye yaklaşım eğitimlerinden yararlanan Koç Grubu bünyesindeki şirket ve bayiler bu konuda önemli kazanımlarda bulunuyor. Geliştirilen eğitim programının başarısı başkalarının da ilgisini çekti ve engelli dostu işletmeciliğe adım atmak isteyen şirketlerden benzer bir programın kendi bünyelerinde de uygulanması için talepler gelmeye başladı.

 

Evrensel ve eşitlikçi bir şirket politikası en önemli kurumsal sosyal sorumluluklardan biridir. Aynı zamanda kapsayıcı ve sosyal etkisi güçlenmiş bir iş modeli, o şirketin karlılığına ve sürdürülebilirliğine olumlu katkıda bulunacaktır. Özel sektörün özel kişilerle tümüyle bütünleştiği yarınlar diliyorum.

 

 

30.11.2012