Daha Mutlu Çalışmanın Sırrı Ne? (Selin Yetimoğlu Bloğundan alıntı, 22.10.2018)

Hiçbir iş mükemmel değildir ve muhakkak herkesin işiyle ilgili daha iyi olmasını isteyeceği noktalar vardır. Bazı kısımlarından şikâyetçi olmak işinizde mutlu olmadığınız anlamına gelmeyebilir. Fakat aşağıdaki maddeler size tanıdık geliyorsa işinizde mutlu olmadığınızı söyleyebiliriz. Gelin mutluluktan önce biraz mutsuzluk üzerine konuşalım. 

İşinizde mutlu olmadığınızı gösterecek bazı işaretler var:

·         Yapılması gerekenleri sık sık ertelemek,

·         Çalışma arkadaşlarından şüphe etmek,

·         Uykusuzluk, baş ağrısı, düşük enerji, kas ağrıları gibi fiziksel etkiler,

·         Küçük şeylerden rahatsız olmak,

·         Mesai bitimine kalan saatleri saymak,

·         Başkalarının ne yaptığını ve şirket başarısını umursamamak,

·         İş arkadaşlarına yardım etmeye istekli olmamak,

·         Pazar gecesini pazartesi için endişelenerek geçirmek,

·    Çalışma arkadaşlarının statüleri ve maaşlarıyla yarış halinde olmak iş yerindeki diğer mutsuzluk belirtileri olarak sayılabilir.

Ayrıca iş yerinde arkadaş sahibi olmamak da yine mutsuzluk belirtileri arasında sayılabilir. Gallup’un çalışmaları gösteriyor ki işe olan bağlılığın ve iş yerinde mutlu olmanın en güçlü kaynağı iş yerinde en az bir yakın arkadaş sahibi olmak. İş yerinde yakın arkadaşı olan kişiler diğerlerine göre yaklaşık 2 kat daha mutlu.

Eğer bu durumların çoğu sizin için geçerliyse bu konuda bir adım atmanın zamanı gelmiş demektir. 

Opener Institute’in 2005’ten bu yana dünya genelinde 50 bin profesyonel üzerinde yapılan Science of Happiness at Work’’ isimli araştırmasına göre iş yerinde mutlu olduğumuzda mutsuz olanlara göre 2 kat verimli çalışıyor, 6 kat enerjik hissediyor, diğerlerinin 10’da biri kadar hastalık izni alıyor, mevcut iş ve pozisyonumuzda 2 kat daha uzun kalıyoruz.

Dalai Lama’nın Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.” sözünü hatırlayalım. Günün uyanık olduğunuz kısmının çoğunluğunu geçirdiğiniz iş yerlerinde daha mutlu hissedebilmek hayattan da daha fazla tatmin almak anlamına gelebiliyor.

Peki, bizi daha mutlu edecek eylemler neler olabilir? Bu sorunun cevabı çoğunlukla alışkanlıkları değiştirmekten geçer. Başka bir deyişle mutluluğun formülü bizi mutsuz eden alışkanlıklardan vazgeçip, daha mutlu edecek yeni alışkanlıklar edinmek.

Annie McKee’nin “Being Happy at Work Mattersaraştırmasına göre mutlu ve işine bağlı bir çalışan olmak için 3 şey gerekir:

·         İnsanların geleceklerini anlamlandırmak,

·         Bir amaca sahip olmak,

·         İyi ilişkiler kurmak.

Eğer şartlar sizin için bu dönemde farklı bir iş yerini mümkün kılmıyorsa, işinizde daha mutlu olmak için geliştirebileceğiniz bazı alışkanlıklar bulabilirsiniz.

·     Yardımsever olmak: Bu yeni alışkanlıklardan biri başkalarına yardım etmek olabilir. 2007’de Syracuse Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma, sosyal sorumluluk projelerinde gönüllü olarak yer alan kişilerin diğerlerine göre %42 daha mutlu olduğunu saptadı. Harvard’da yapılan bir araştırmaya göreyse, iş arkadaşlarına yardım eden kişilerin %40 oranında daha hızlı terfi alıyor.

 

·  Mutlu insanlarla zaman geçirmek: Jim Rohn “En çok vakit geçirdiğin 5 kişinin ortalaması sensin” der. Eğer yakın çevrenizdeki insanlar mutluysa siz de mutluluğa daha kolay ulaşırsınız. Beynimizdeki ayna nöronlar dolayısıyla gülümsemenin de esnemek gibi bulaşıcı olduğu pek çok araştırmayla kanıtlandı. Çevrenizde gülümseyen, hayatından keyif alan, mutlu insanlar olması sizin için düşündüğünüzden daha iyi.

 

·     Bardağın dolu tarafını görmek: Hayatta hiçbir zaman her şey 4×4’lük olmaz. Ancak her birey kendi mutluluğu için sorumluluk almak zorundadır. Bu noktada sizin sorumlulu ğunuz, pozitif düşünce ile havalar nasıl olursa olsun kendi havanızın iyi olduğundan emin olmaktır. Çünkü mutluluğunuzun anahtarı diğer insanlarda değil. Olumsuz durumlarda başkalarını suçlayan kişilerdense, her durumda elinde kalanlara şükreden kişilerin daha mutlu bireyler oldukları biliniyor. Özetle, bardağın dolu tarafına bakmayı alışkanlık haline getirmelisiniz. Başkaları için değil, kendi mutluluğunuz için.

İş yerinde mutluluğun bir başka tarifini de “akış” kavramıyla Mihaly Csikszentmihalyi yapar. 2004’te yaptığı TED konuşması bugüne dek yaklaşık 5 milyon kez izlenen Pozitif Psikoloji’nin öncü isimlerinden Csikszentmihalyi “Akış, bireyin bir aktivite ile bütünüyle meşgul olması, adeta kaybolması halidir. Akan bir nehir gibi kişi kendini kaptırır.” der. Bir hobinizle ilgilenirken veya uzun zamandır görmediğiniz bir dostunuzla sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız gibi, kendinizi kaptırır ve yapmakta olduğunuz eylemden keyif alırsınız. Michalengelo’nun Sistine Şapeli için çalışırken günlerce ara vermeden aç ve uykusuz kaldığı söylenir.

Acar Baltaş "İnsanlar var olan potansiyellerini kullandıkları ölçüde mutlu olurlar. Potansiyelini iş yerinde kullanabilen, iş gücüne çevirebilen çalışan evine koşar adımlarla, mutlu, enerji dolu döner, diğer taraftan potansiyelini kullanamayan, iş gücüne çeviremeyen çalışan eve mutsuz, bastırılmış, yorgun argın döner." der. Mutlu çalışanlar işlerinde potansiyellerini kullanarak yeteneklerini sergilerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadıkları işlere imza atarlar.

Mutluluk birdenbire gelen bir ruh hali değil, kalıcı bir süreç olduğunda kıymetlidir. Çünkü öfke, üzüntü gibi pek çok duyguyla birlikte tam olarak insanız. Kimse bir sabah daha mutlu bir hayata uyanmaz. Bu nedenle, anlık duygu değişimlerindense zihnimizin genel olarak olumlu düşünmesini ve kendimizi daha yoğun bir şekilde iyi hissetmeyi hedefler, sonra da bunun için gerçekten sorumluluk alırsak uzun vadeli mutluluk mümkün olabilir.

22.10.2018