Ankara'dan Pekin'e çılgın teklif: Türkiye'yi demir ağlarla örelim! (İsmail Küçükkaya, Akşam, 13 Nisan 2012 Cuma)

Hükümetin Çin çıkarmasında ekonomi ön plandaydı. Çin'i yatırıma çağırdıklarını söyleyen Bakan Binali Yıldırım, 'Edirne'den Kars'a tek bir hızlı tren hattı planlıyoruz. Projede bunu diklemesine kesecek hatlar da olacak. Çin'e birlikte inşa edelim teklifini götürdük' dedi.

 

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a Çin seyahatinin son gününde 'bilançoyu sordum. Başbakan Erdoğan, ağırlıklı olarak yatırımcı bakanlarını yanında götürmüştü. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanı Yıldırım, Enerji Bakanı Taner Yıldız...

 

Çinlilerde muazzam nakit birikimi var. Türkiye'nin de önümüzdeki on yılda yapacağı 70-80 milyar dolarlık yatırım. Yıldırım ve ekibi, özellikle TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman çetin müzakerelere giriştiler. Henüz istenen noktaya gelinmedi. Ancak Binali Bey, 'Süreç yeni başladı' derken Çinlilerin hangi projelerle ilgilendiğini şöyle açıkladı:

 

'Önceliğimiz hızlı tren. Edirne'den Kars'a tek bir hızlı tren hattı planlıyoruz. Boydan boya hızlı tren hattı. Çinlilerle ortak yapmak üzere görüşüyoruz. Bu hattı diklemesine kesen hızlı tren hatlarını da Trabzon, Adana, Erzincan gibi noktalara yayalım. Çinlilere tamamını beraber inşa edelim. Finansmanı siz sağlayın.'

 

Bakan'ın verdiği bilgiye göre, 35 milyar dolarlık bir proje bu. Başarılırsa Çin-Türk ortak yapımıyla ülkenin dört bir yanı demir ağlarla örülmüş olacak. Hem de hızlı tren seferleri için...

 Heyecan verici değil mi?

Peki Çinliler ne düşünüyor?

 

TCDD Genel Müdürü iyimserliğini korusa da umduğunu henüz elde edememişti. 'Daha çok çalışmamız lazım çook' derken bu duygu durumundaydı.

 

Bakan Yıldırım'ın aynı soruma yanıtı ise şöyle oldu:

 

'Çinliler öncelikle detay projelerin netleşmesini bekliyor. Ancak onlar bütün olarak değil de hızlı tren hatlarını parça parça yapmayı öneriyor. Üzerinde daha emek harcayacağız.'

 

Çinliler sıkı pazarlıkçı. Ticarette çok başarılılar. Heyetteki bütün işadamları aynı fikirde. Bakan Yıldırım, Çin ziyaretinde ayrıca üçüncü köprü, Kanal İstanbul (Başbakan'ın çılgın projesi) ve bazı liman yatırımlarıyla ilgili görüşmeler yaptıklarını belirtip, 'Çin, bu projelerle ilgileniyor. Karşılıklı çok sayıda ziyaret yapılacak' dedi.

 

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da dünkü açıklamasında Çin'in önde gelen 27 firmasının CEO'suyla yapılan toplantıdan çıkan sonuçları paylaştı. 465 milyar dolar ciroya sahip bu firmaların Türkiye'deki büyük yatırımlara talip olduklarını ve teşvik sisteminden yararlanmak istediklerini söyledi.

 

BİR NÜKLEER DE ÇİNLİLERLE

 

Başbakan Erdoğan'ın 2023 hedefleri var, malum. Cumhuriyet'in Yüzüncü Yıldönümünde Türkiye'nin en büyük on ekonomiden birisi olmasına odaklanıldı. Kolay değil. Her yıl en az yüzde 6-7 büyüme şart. Onun için de enerji gerekli. Çin'de Binali Bey gibi para çekmeye çalışan bir diğer yatırımcı Bakan Taner Yıldız'dı. Üç nükleer santral kurulması planlanıyor. Birini Ruslar yapacak. Diğerleri için Çin ve Güney Kore üzerinde duruluyor. Fukuşima faciasından sonra iştahları azaldı ama Japonlar da potaya girebilir. Hatta son dakika Batılı bir enerji devi bile devreye sokulabilir.

 


Bakan Yıldız'la uzun uzun yeni finansman modeli üzerine konuştuk. ABD'li ve Avrupalı şirketlerin sadece karlılık ve fizibiliteye baktığını hatırlatan Yıldız, 'Oysa bazı yatırımlar stratejiktir. Ruslar böyle bakıyor. Yeni dönemde dünyada devlet-özel sektör ortaklığı yaygınlaşacak. Biz o trendi önceden yakalamaya çalışıyoruz' dedi.

 

Bakan'la Çin'den dönüş yolunda nükleer santral konusunu daha detaylı konuştuk. Yıldız'a, 'Türkiye'den yola çıktığımız nokta ile dönüşteki durumu karşılaştırırsanız nasıl bir tablo ortaya çıkar' sorusunu yönelttim. 'Çok daha iyimserim, biz Çinlilerle muhakkak çalışacağız. Bu seyahatte 4 milyar dolarlık imza attık. Amacımız nükleeri yapmak, ayrıca termik santrallar için ortaklık kurmak' dedi.

 

Bu yazının büyük bölümünü Çin'den dönüş yolunda yazdım. 11 saatlik uçuş süresinde. İddialı sözleri, kulağa hoş gelen hedef ve hayalleri duymak insanın ülkesi adına hoşuna gidiyor. Çin, şu andaki göz kamaştırıcı büyüme trendine son on yılda ulaştı. Demek ki yapılabiliyor.

 

Küresel kriz dönemindeyiz. Belki yavaş yavaş sonuna geliniyor. Türkiye minimum hasarla atlattı. Bunda siyasi istikrarın katkısı büyük. Hükümetin şimdi orta vadeli iddialı proje ve hedefleri gündemde. İstanbul'dan başlayarak bütün ülkeye yatırımlar götürmeyi planlıyorlar. Para lazım, devlet-özel sektör ortaklığı ve devletlerarası anlaşmalarla yürüyecek karma model bunun için ön planda.

 

İki haftada iki Asya seyahati de siyasi ve diplomatik bölümleriyle gündeme gelse de perde arkasındaki asıl uzun vadeli planlama ekonomiye odaklanmıştı.

 

Hayallerin ne kadarı gerçekleşebilecek...

 

İSTANBUL'U UÇURACAK HAVAALANI

 

Pekin'de Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve THY Genel Müdürü Temel Kotil sohbet ederken yanlarına gittim. Kotil'e, 'THY gerçekten çok başarılı, gururumuz oldu. Ama şu rötar sorunu ne olacak?' diye sordum. Yaz mevsimi, yani turizm sezonu da yaklaşıyor. Gün geçmiyor ki İstanbul çıkış veya geliş yönünde uçaklar 2-3 saat rötar yapmasın. Kotil, Bakan Bozdağ'a baktı ve 'Hükümetimiz üçüncü havaalanını yaparsa kurtuluruz' diye yanıt verdi. Hemen ardından, şu çarpıcı bilgiyle birlikte değerlendirmeyi yaptı:

 

'Son haberlere göre yıllık 120 milyon yolcu kapasiteli olacakmış. Harika olur. Gerçekleştiğinde İstanbul gerçekten en üst klasmana çıkar. Avrupa'daki rakibimiz Frankfurt 90 milyon kapasiteli. Onu geçmiş olacağız. Pekin, Atlanta ve İstanbul ilk üç olarak sıralanır. İşte bu durumda Ortadoğu, Orta Asya, Avrupa ve bütün diğer uluslararası uçuş noktaları için alternatifsiz transit noktası haline geliriz.'

 

Hükümet, İstanbul'u hızla gelişen Türkiye'nin uluslararası yüzü olarak değerlendirmek istiyor. Finansman merkezi gibi konumlarken, altyapı projeleriyle de desteklemeyi planlıyor. Kanal İstanbul, üçüncü köprü, Marmaray ve yeni havaalanı tamamlanırsa gerçek manada bir dünya metropolüne dönüştürmenin stratejilerini kurguluyor. Elbette kaynak lazım, Çin bu açıdan alternatiflerin en başında geliyor. Ama daha uzun süre müzakere edilmesi gerekecek.

 

 

  
13.04.2012