2017 Küresel Risk Raporu Yayımlandı (S360, 27 Ocak 2017)

Dünya Ekonomik Forumu’nu 2017 Küresel Risk Raporu’nu yayımladı. 10 yılı aşkın süredir düzenli olarak yayımlanan raporda bu yıl (2017 yılı) eşitsizlik, sosyal ve siyasi kutuplaşmanın derinleşmesi gibi uzun vadeli konu ve eğilimler ile küresel risklerin evrimine değiniliyor. Raporlarda daha önce de üzerinde durulan siyasi risklerin, 2017 yılına popülist liderlerin seçilmesi, kurumlara olan güvenin azalması ve uluslararası iş birliklerinin zarar görmesi olarak gerçekleştiğine dikkat çekiliyor. ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ın seçilmesi ve Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararı gibi tüm dünya genelinde yerel ve uluslararası statükoya karşı gelişmelerde artış olabileceği belirtiliyor.

2017 Küresel Risk Raporu'nun en temel noktalarından biri olan Küresel Risk Algılama Anketi’nde (GRPS), farklı toplumsal grup, ülke ve sektörlerden gelen görüşler ile oluşturulan bu anket, toplamda beş farklı anahtar nokta ortaya koyuluyor.

İlk anahtar nokta ekonomik riskleri kapsıyor. Artan gelir ve refah eşitsizliği, GRPS katılımcıları tarafından önümüzdeki on yıl boyunca küresel gelişmelerin belirlenmesinde en önemli metrik olarak değerlendirildi. Artan gelir ve refah eşitsizliği, ekonomik büyümenin yeniden canlandırılması gerekliliğine işaret ediyor ancak hızlanan düzen karşıtı hareket, ekonomik canlanmanın toplumdaki problemleri tek başına çözemeyeceğine işaret ediyor. Bununla beraber, kapitalizmin reform edilmesi gerektiği de anketin çıktıları arasında yer alıyor.

2016'da Avrupa'daki ulusal egemenlik ve geleneksel değerleri vurgulayan partilerin yükselişi ile artan toplumsal kutuplaşma ve “ulusallık” düşüncesi, ekonomik risklerin ardından anahtar noktaların arasında yer alıyor. Cinsiyet, cinsel yönelim, ırk, çok kültürlülük, çevre koruma ve uluslararası iş birlikleri gibi alanlarda görülen hızlı tutum değişikliği, özellikle daha yaşlı ve daha düşük eğitim seviyesinden seçmenlerin kendi ülkelerinde “geride kalmış” hissetmelerine yol açıyor. Ortaya çıkan kültürel ayrımlar, toplumsal ve siyasi bütünlükleri test ederken, çözüm sağlanmayan durumlarda diğer birçok riski beraberinde getirebileceği belirtiliyor.

Düzen karşıtı politikalar, küreselleşmeyi suçlama eğiliminde de olsa, rapor teknolojik değişimin yönetilmesinin emek piyasaları için daha önemli bir zorluk olduğuna işaret ediyor. Teknolojik inovasyon geleneksel birçok işin yok olmasına neden olmakla beraber yeni iş alanları da yaratıyor. Anketten 2017’den itibaren bu alanda biraz yavaşlama görülebileceği sonucu çıkıyor.

Raporda yer bulan son anahtar nokta ise çeşitli uluslararası iş birliği mekanizmalarından çekilmek isteyen devletler nedeniyle küresel iş birliklerinin riske girmesi. Küreselleşmeden içe yönelmeye doğrultusunda kalıcı bir değişim, küresel sistemler için yıkıcı bir gelişme olabilir. Suriye'de yaşanan kriz ve yarattığı göç akışları, küresel iş birliklerinin de önemini kanıtlıyor. İş birliği gerektiren riskler çevre kategorisinde de dikkat çekiyor. Geçtiğimiz on yıl boyunca, aşırı hava olaylarını takiben yaşanan su krizleri, Küresel Risk Raporlarında sürekli olarak yer alırken, bu yıl iklim değişikliği konusundaki kaygılar her zamankinden daha belirgin olduğu belirtiliyor.

Kısaca, Küresel Risk Raporu'nun 12. baskısı, tüm dünyada köklü sosyal ve ekonomik değişimlerin yüksek risk yaratarak hızla artarak gerçekleştiği bir döneme denk geliyor. Özellikle küresel ekonomik zayıflık bağlamında gözlenen eşitsizlik, kapitalizminin sarsılmasına sebep olabilir. Aynı zamanda, toplumsal ve kültürel kutuplaşmanın derinleşmesi, ulusal karar alma süreçlerini zayıflatabilir ve küresel iş birliklerini engelleyecektir.

Teknoloji, karşılaştığımız çoğu soruna çözüm üretmeyi sürdürüyor. Bununla beraber, teknolojik değişimin hızı toplum üzerinde rahatsız edici etkilere sahip. 2016'da teknoloji, otomasyon ile emek piyasalarının üzerindeki etkisini artırırken, aynı politik görüşü taşıyan toplulukların toplanmasını kolaylaştırarak siyasi bölünmelerin artmasına da sebep olabiliyor. Bunun sonucunda teknolojik inovasyon ve dijitalleşmenin yönetilmesinde daha dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.

Tüm sosyo-politik ve teknolojik değişim kaynaklı risklerin yanı sıra çevresel risklerin önemini koruyor. İklim değişikliği gibi etkileri küresel boyutta olan çevresel risklerin azaltılmasında küresel çapta kolektif bir harekete ihtiyaç duyulduğu görülüyor. Küresel iş birliği ağlarının korunması ve güçlendirilmesi için gösterilen çalışmaların artması, tüm paydaşların riskler ve potansiyel çözümler doğrultusunda daha fazla inisiyatif alması gerektiği belirtiliyor.


Kaynak:http://s360blog.tumblr.com/post/156438160743/2017-k%C3%BCresel-risk-raporu-yay%C4%B1mland%C4%B1 

27.01.2017