İhracatta 'sıcak diplomasi' başlıyor (Dünya Gazetesi-Ekonomi, Talip AKTAŞ; 23 Eylül 2014)

65 ülkenin diplomatik misyonunu Mardin’de ağırlayan TİM, daha fazla “katma değer”li işbirliği çağrısı yaptı

İhracatı artırma çabalarında, resmi temas süreçlerine yeni bir ilişki boyutu daha ekleyen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), 65 ülkenin elçilik mensuplarını ilk durak olarak belirlediği Mardin’de ağırladı. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, 2023 yılında 1.1 trilyon dolarlık dış ticaret hedefinin 500 milyar dolar ihracat ve 625 milyar dolarlık ithalat büyüklüğünü öngördüğüne işaret ederek, “Yüksek katma değerli üretim ve ihracat için bölgedeki en uygun yatırım noktası Türkiye’dir. Ticaret hacmimizi üç katına çıkaracağımız bu hedef için yeni işbirlikleri geliştirelim” dedi.

Üç günlük Mardin seyahati kapsamında Türkiye’nin makro büyüklükleri ve dış ticareti ile hedeflerine ilişkin sunum yapan TİM Başkanı Büyükekşi, seyahate katılan diplomatların, dünya nüfusu ve hasılasının yüzde 64’ünü, dış ticaret hacminin yüzde 52’sini ve Türkiye’nin 400 milyar doları aşan dış ticaret hacminin yüzde 50’sini oluşturan ülke temsilcilerinden oluştuğunu kaydetti. Büyükekşi, bu ve benzeri buluşmalarla Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasına katkı sağlamayı ve karşılıklı çıkarlara dayalı yeni işbirlikleri geliştirmeyi amaçladıklarını anlattı. Bu kapsamda Türkiye’nin ticaret ortaklarından daha fazla yatırım çekeceklerine inandıklarını ifade eden TİM Başkanı, işbirliği beklentilerini şu sözlerle dile getirdi: “Yeni Türkiye’nin bir tacir devlet olarak yükselmesi, diğer ülkelerle işbirliğinin geliştirilmesiyle mümkün olacak. Ve biz de bu ülkelerle, yüksek katma değerli üretim ve ihracat için kazan-kazan temelinde yeni işbirlikleri oluşturmayı arzuluyoruz. Bu anlayışla ülkelerden gelecek yüksek teknoloji yatırımlarına ve iki taraflı, hatta üçlü bölgesel tüm işbirliklerine sıcak bakıyoruz. Yüksek katma-değerli ihracat artışı için belirlediğimiz dört ana kulvarda önemli ivme yakaladık. 2023 yolunda küresel rekabet gücüne, her sektörde Ar-Ge, inovasyon, markalaşma ve tasarıma daha fazla önem vererek ulaşacağımıza inanıyoruz. Bölgedeki pazarlara inovatif ürün, servis ve çözümler sunmak için en uygun yatırım noktası Türkiye’dir.” 

“Marka değerimizi hızlı artırdık” 

Gelişen Türkiye’nin marka değerini de hızla artırdığını anlatan Büyükekşi, bu alandaki gelişmeleri şu sözlerle dile getirdi: “Türkiye, 76 milyon dinamik nüfusu, 820 milyar dolar milli geliri ve 400 milyar dolar dış ticaret hacmiyle gelişme potansiyeli oldukça yüksek bir ülke. Bu potansiyeli geliştirmek için her türlü işbirliğine açığız. Türkiye, stratejik avantajlarını kullanarak büyümeye devam ediyor, marka değerini her geçen gün artırıyor. Brand Finance tarafından yayınlanan rapora göre; Türkiye 688 milyar dolarlık marka değeri ile dünyanın en değerli 19’uncu, Avrupa’nın ise en değerli 10’uncu markası. Türkiye bir yılda marka değerini yüzde 41 arttırdı ve dünyada marka değerini en fazla artıran 4’üncü ülke oldu.” 

“Mardin’den çıkışınızı yasaklarım!” 

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk de, Mardin’in farklı kültür ve medeniyetleri bir arada barındırdığına işaret ettiği konuşmasında, istikralı ekonomik kalkınmanın demokratik bir Türkiye ile mümkün olduğunu söyledi. Bu çerçevede bölgenin yeni yatırımlara ihtiyacı olduğunu anlatan Türk, büyükelçilerden beklentilerini de esprili bir ifadeyle dile getirdi: “Mardin birçok dilin, kültürün, inancın binlerce yıl bira arada yaşadığı tarihi önemde bir kent. Bütün bu özelliklerine rağmen, bugün ekonomik kalkınma ve demokrasi açısından büyük sıkıntılarla karşı karşıya. Bunlar sadece Mardin’in sıkıntıları değil. Çok kültürlü, birçok halkın bir arada yaşadığı bir bölgede çağdaş bir geleceği oluşturmak için demokratik bir çaba içinde olamazsak, gelişmiş ülkelerin konumuna gelmeyi de başaramayız. İşadamlarından ve özellikle AB büyükelçilerinden halkımızın demokratik geleceğini esas alan, ekonomik kalkınmasını sağlayacak projelerde AB fonlarından yararlanmamız için destek bekliyoruz. Yoksa Mardin’den çıkışınızı yasaklayacağım. Mardin’e katkı sağlama sözü verin, öyle gidin.” “

Kapılardan önce gönüller açıldı” 

Toplantıda, büyükelçiler adına da Kuveyt’in Ankara Büyükelçisi Abdullah Abdulaziz Al-Duwaikh ile Meksika Büyükelçisi Martha Barcena Coqui söz aldı. Mardin programında sıcak bir yakınlık gördüklerini ifade eden Al-Duwaikh, burada gördükleri cömertliğin, Türkiye’nin dört bir yanına gitme konusunda kendilerine cesaret verdiğini söyledi. Al-Duwaikh, “Mardin’de kapılardan önce gönüllerin bize açıldığını gördük. Devletimize ve özel sektörümüze gördüğümüz samimiyet ve cömertliği aktarmayı görev kabul ediyoruz” dedi. Coqui ise, “TİM bize Türk halkının yüreğine doğrudan dokunma imkânı sundu. Bize göre üç özellik insanları ferahlatır; güzellik, yeşillik ve su. Mardin’de bunları gördük. Ülkeler arasında işbirliği ile karşılıklı hedefl erimizi gerçekleştireceğimize inanıyoruz” dedi. 

65 ülkeden büyükelçi ve diplomat 

TİM’in Mardin buluşmasına büyükelçi ve diplomat seviyesinde katılan ülkeler şöyle: Afganistan, ABD, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Bahreyn, Bangladeş, Belarus, Belçika, Benin, BAE, Bosna Hersek, Brezilya, Cezayir, Çin, Ekvador, Endonezya, Fas, Fildişi Cumhuriyeti, Finlandiya, Gambiya, Gürcistan, Hırvatistan, İran, İrlanda, İsviçre, İtalya, Kanada, Kolombiya, G. Kore, Kosova, Kuveyt, KKTC, Küba, Libya, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Makedonya, Meksika, Moğolistan, Moldova, Moritanya, Nijer, Norveç, Umman Umman, Pakistan, Peru, Polonya, Ruanda, Sırbistan, Singapur, Somali, Sudan, Tunus, Uganda, Ukrayna, Ürdün, Venezuela, Yemen, Yeni Zelanda, Yunanistan, Zambiya, Arap Birliği.

TİM, “Türkiye Markası” projesini açıklıyor 

TİM, bu hafta sonu uzun süreden bu yana yabancı bir şirketle birlikte gerçekleştirdiği “Türkiye Markası” projesinin de sunumunu yapmaya hazırlanıyor. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Cumhurbaşkanlığı’nın himayesinde yürütülecek bu çalışmayla ilgili şu bilgileri aktardı: “Ana hedefimiz 500 milyar dolar ihracat için ana hedef katma değeri artırabilmek. Bunun için önce ülkenin imajının yükseltilmesi gerekiyor. Bizim, “algı gerçektir” kavramını gerçeğe dönüştürmemiz lazım. Herkes tanımı ve algı oluşturmak için farklı bir logo, farklı bir slogan kullanıyor. Farklı resmi kurumların adını kullanıyor. İşte bu noktada bizim doğru ve etkili bir orkestrasyona ihtiyacımız var, bu konuda yaşanan kakafoniyi ortadan kaldırmamız lazım. Hazırladığımız “Türkiye Markası” projesinin çıkış noktası budur. Biz bu projenin de 2023 hedefleri gibi, bir devlet projesi olmasını arzuluyoruz. Bu sahiplenmeyi başarırsak bundan herkes kazanacak. Türkiye kazanacak. Türk ürününü, tıpkı gelişmiş ekonomilerdeki pazarlıksız satılan bir ürün gücüne kavuşturmayı hedefliyoruz.”

 

23.09.2014