Psikolojik ilk yardım için Soma’daydılar (Milliyet Pazar, Güliz Arslan, 25.05.2014)
Türk Psikologlar Derneği psikologları faciadan hemen sonra Soma’ya giderek madencilerle, kurtarma ekibindekilerle ve madenci yakınlarıyla konuştu. “Herkes psikolojik ilk yardım yapmayı bilmeli” diyen psikologlar bölgeye iki merkez açmayı hedefliyor.

 

Deprem, sel, terör saldırısı...

Ne zaman, nerede bir felaket olsa önce bir telefon ve mesaj trafiği başlatıyorlar kendi aralarında: “Duydun mu?”,

“Ne kadar zamanda gideriz?”, “Kimler hemen gelebiliyor?” İşlerini hızla ayarlayıp çantasını kapanlar felaket bölgesine doğru yola koyuluyor hemen.

Türk Psikologlar Derneği (TPD) travma komisyonundaki psikologlar son zamanlarda yaşanan Van depremi, Suriye’den göç,

Gezi eylemleri gibi bütün büyük toplumsal olaylarda sahada bulunarak birçok kapsamlı çalışma yürüttü. Bunlara evvelki hafta, Soma’daki maden faciası eklendi. Derneğin başkanı Prof. Dr. Gökhan Malkoç ve Soma’ya giden ekibin başındaki isim olan Doç. Dr. Metehan Irak’la afet ve kriz psikolojisini konuştuk. Bir ön çalışma hazırlamak ve kazadan hemen sonra ihtiyaç duyulan psikolojik ilk yardımı yapmak üzere bölgeye giden, saha deneyimine sahip travma uzmanlarından üçüne; Psikolog Dr. İrem Akduman’a, Uzman Klinik Psikologlar Tuba Akyüz ve Ersin Bayramkaya’ya da izlenimlerini sorduk.

Nelerle karşılaştınız bölgeye gittiğinizde?

Metehan Irak: İlk giden ekip 60’a yakın kurtarma görevlisiyle görüştü. Arkadaşlarının cesetlerini taşıyan, kurtarma faaliyetinde çalışırken kendisi tehlikeye düşenler vardı aralarında. Günlerdir uyuyamayan, yemek yiyemeyen, agresif davranışlarda bulunanlar vardı. İlk dönemde birilerine yardım ettiği için kendini kahraman gibi görenler olur. Ama bu durum geçicidir çoğu zaman ve bir süre sonra başka problemlere yol açabilir.

Defin işlemlerinde oradaki meslek yüksekokulu öğrencileri görevliymiş. Bu nasıl etkiler o yaş grubundaki gençleri?

Metehan I.: Olağanüstü bir durum söz konusu olduğu için onların görevlendirilmesi pratik bir çözüm olarak düşünülebilir. Ama 15-19 yaş aralığındaki gençlerin onlarca ceset görmesi, yıkaması, saatlerce cesetlerle bir odada kapalı kalması ileriki dönemlerde sorunlara yol açabilir. Takibini iyi yapmak gerekir.

Soma’daki afet yönetiminin aksayan yanları nelerdi?

Metehan I.: Ben ilk gittiğimde elini kolunu sallayan giriyordu maden alanına. Bir mühendis “Az önce Adapazarı’ndan gelmiş iki genci madenin ağzında hatıra fotoğraf çekerken yakaladım” dedi.

Gökhan Malkoç: Maalesef bunu hep yapıyoruz. Oysa afet yerine ilk bir hafta arama-kurtarma görevlileri ve yardımcı birimler dışında kimsenin gitmemesi lazım. Oradaki kazaya bir ihmalin yol açtığı söyleniyor. Yani bir suç alanı olabilir orası.

“Ünlülerin gitmesi iki tür duygu yaratır”

 Devlet yetkilileri de açıklama yapmak için orayı tercih etti...

Gökhan M.: Afet alanına üst düzey görevli biri gittiği zaman çalışmalar sekteye uğruyor. Yurt dışında böyle afetlerde herkes operasyonu yakın bir ilde izler. Bölge arama-kurtarma bittikten sonra ziyaret edilir.

 Pek çok ünlü de oradaydı...

Metehan I.: Ünlülerin oraya gitmesi iki tür duygu yaratıyor:

Bir; insanlar bizim yanımızdalar.

İki; iki gün sonra gidecekler, yalnız kalacağız. Gerçekten iyi niyetle gidip yardımda bulunmakta bir sakınca yok. Ama sonrasında oluşacak o boşluğu dolduracak profesyonellere ihtiyaç var.

 Herkesin yardım ulaştırma çabasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Metehan I.: Bir anda, hevesle yardımlar yapılıyor, bunlar güzel.

Ama bir noktadan sonra doygunluğa ulaşıyor. Kurtarma ekipleri konusunda da aynı şekilde... Gölcük depreminde bir kurtarmacı enflasyonu olmuştu, enkazların başında kurtarmacılar çarpışıyordu artık.

Gökhan M.: Reflekslerimiz çok kuvvetli, bir afet durumunda bütün kaynaklarımızı oraya yönlendiriyoruz. Birçok ülkede böyle olmuyor. Sahada görev almak isteyen çok psikoloji öğrencisi oldu mesela. Bu da çok güzel ama oraya herkes gitmemeli. Travmaya yönelik psikolojik desteği verebilecek kişilerin belli bir uzmanlığının olması gerekir. Bizim yaklaşık 5 bin üyemiz var ama bu işi yapabilecek eğitimi olan, saha tecrübesine sahip en fazla 200 kişidir.

“Taziyeye giderken ne giydiğiniz önemlidir”

 Böyle bir zamanda oraya giden birinin nelere dikkat etmesi gerekir?

Gökhan M.: Taziyeye giderken ne giydiğinizden tutun da eve girerken ayakkabıyı çıkarıp çıkarmadığınıza, ikram edilen bir şeyi alıp almayacağınızdan bacak bacak üstüne atıp atmayacağınıza ya da konuşurken kullandığınız ifadelere kadar her şeye...

Profesyonel yardımı reddenler olduğunda nasıl bir yol izliyorsunuz? Psikologların deli doktoru olduğunu düşünenler var bildiğim kadarıyla.

Gökhan M.: Birazcık onu aştığımızı düşünüyorum. Van’a deprem için gittiğimde 12 gün
kaldım. İsimliklerimizde psikolog yazdığını gördüklerinde çok sıcak yaklaşıyorlardı. Birçok insanın girmeye cesaret edemediği mahallelere çok rahatlıkla girdik. Yardım almak istemiyorsa da saygı duymak durumundayız. Mesleğin etik ilkeleri bunu gerektirir. Ama reddeden olacağını zannetmiyorum. İnsan kendisini çaresiz hissettiği zaman bir destek arıyor.

 Bölgedeki erkek nüfusunda çok ciddi bir azalma oldu. Bunun ne gibi sonuçları olacak?

Gökhan M.: Belki göç olacak, kadınlar başka şehirlerdeki akrabalarının yanına gidecekler.
Ya da iş hayatına atılacaklar. Ama çoğu kalifiye insanlar değil. Modern dünyada böyle bir durumla karşılaşıldığında kadınlara mesleki eğitimler verilir ve üretime katılmaları sağlanır. Ama burada ne olacak bilemiyorum.

“Bunlar öğrenilmiş çaresizliğe yol açıyor”

 İntihar vakaları, madde kullanımında artış, boşanma gibi şeyler bekleniyor mu?

Gökhan M.: Henüz elimizde yeterli veri yok. Oradaki toplumsal yapıyı biraz incelememiz lazım.

Pek çok şey duyuyoruz, ihmaller, kaza sonrası tepkiler... Bunlar nasıl bir etki bırakıyor toplumda?

Gökhan M.: Adalet duygusunu zedeliyor. Önce güvensizlik sonra da umutsuzluk duygusu oluşuyor. “Artık bu ülkede yaşanmazlar başlıyor. Sonra da “Bana ne kardeşim, ben mi bu ülkeyi kurtaracağımlar... Buna öğrenilmiş çaresizlik diyoruz.

Bunda sonrası için TPD ne planlıyor?

Gökhan M.: İki merkez kurmayı planlıyoruz. İçinde bireysel görüşmelerin, grup çalışmalarının yapıldığı alanları kapsayan merkezler olacak bunlar. Bir de köy köy dolaşacak gezici birimler oluşturmayı düşünüyoruz. Genelde bizim kamu kuruluşları gider, normalleşme sürecine girildiğinde döner. Hâlbuki hayat normale döndükten sonra da desteğe ihtiyaç duyabilirler.

“Başbakan’ı o ortama sokmak çok yanlıştı”

 Başbakan Erdoğan’ın açıklamasını nasıl buldunuz?

Gökhan M.: Bu gibi durumlarda sadece uzmanlar konuşmalı. Siyasiler “Derin acı hissediyoruz. Elimizden gelen desteği sonuna kadar vereceğiz. Devlet olarak buradayız. İhmali olan varsa hesabını soracağız”ın ötesinde bir şey söylememeli. Başbakan Erdoğan’ın çıkıp neden 1800’lerden örnek verdiğini gerçekten çok merak ediyorum. Algı yönetimi çok önemli bir şeydir. Siyasetçilerimiz bunu ya çok iyi biliyor ya hiç bilmiyorlar.

Tepkiyle karşılaşması normal miydi?

Gökhan M.: Başbakan’ı o ortama sokmak bence çok yanlış. Başbakan’ın danışmanlarıyla ve korumalarıyla oturup bir özeleştiri yapması lazım.

 Bakan Taner Yıldız’ı nasıl buldunuz kriz yönetimi konusunda?

Gökhan M.: Taner Yıldız’ın performansının takdirle karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Sık sık açıklama yaptı, bilgilendirdi. Afet durumunda bu çok önemlidir. Nötr bir ton verdi, bu kolay bir şey değildir.

Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in tekmesine gelecek olursak. Ne kadar haklı olursa olsun, öyle bir ortamda nasıl o kadar öfkeyle dolabilir insan?

Gökhan M: Oradaki ekibin ne kadar gergin olduğunun ifadesiydi o. Biri size hakaret ederse polise gider, şikâyetçi olursunuz. Yasalara göre işlem yapılır. Bunun dışında herhangi bir eylem kabul edilemez.

İrem Akduman: “Mezarlıkta çok yaşlı bir teyze vardı, yere çökmüş, dizlerinin üzerinde... Gözleri yaşlı... Yanına oturdum. ‘Başınız sağ olsun’ dedim. Sarıldık, ağlamaya başladı. Böyle durumlarda yanında öylece durmanız bile yeterli.”


“Sizin için 2014 herhangi bir sene olacak ama ben her hatırladığımda içim yanacak”

Soma’ya gittiğinizde neyle karşılaştınız?

İrem Akduman: Öfke. Buradaki durum bir doğal afet olmadığı için öfkesi çok başkaydı.

Tuba Akyüz: Sanki ete kemiğe bürünmüş bir acı vardı.

Doğal afetlerde tahammül seviyesi daha yüksek oluyor değil mi?

Tuba A.: Doğal afetlerde “Allah’tan geldi, hepimizi buldu” gibi tepkiler veriliyor. Ama burada önlenebilir bir durumdan söz ediyoruz. O yüzden öfke çok yoğundu.

Ersin Bayramkaya: Bir de belirsizlik fazlaydı. Sayılar net değil; kim, ne yapıyor belli değil... İnsanlar belirsizliğe tahammül edemez.

Ne gibi cümleler duydunuz en çok?

Ersin B.: “Bu acı geçmez.”

Tuba A.: “Çok kötü”, “Çok kötüyüz”, “Bu insanların acısını ne geçirebilir ki?”, “Kurtarabilirdim, hiçbir şey yapamadım”...

Anlatırken nasıllardı?

Tuba A.: Travma sonrasında gösterilen tepkiler bellidir. Kimi şok halinde olur. Donuk, bir metni okuyormuş gibi konuşur. Sesi tekdüzedir, dalgalanmaz. Kimi öfkeyle anlatır, kimi hüzünle... Bu tepkilerin hepsini gördük. Eşini bekleyen bir kadın vardı; oturmuş, yüzünde hiçbir ifade yok. Bir şey sorduğunuzda, “Bekliyorum” diyor sadece.

İrem A.: “Anormal durumlara normal tepkiler” deriz bunlara.

Ersin B.: İlk bir ay görülmesi çok normaldir.

“Güçlü ol, ağlama demek doğru değil”

En belirgin özelliği nedir travmanın?

Tuba A.: Kişi için o olaydan önce ve olaydan sonra diye ikiye ayrılır hayat. Orada yardım çalışmalarına dâhil olmuş çocuklardan biri gözlerinde çok büyük bir acıyla şöyle dedi: “Sizin hayatınızda 2014 herhangi bir sene olacak. Ama ben 2014’ü her hatırladığımda içim yanacak.”

Beraberinde neler getirir?

Tuba A.: Ağlama krizleri, uyku bozuklukları, panik... Normalde çok sakin biri orada kendini birilerine vururken bulabilir. Kişi gün içinde olayla ilgili flashback’ler yaşar. Ve bu flashback’ler sadece görüntü şeklinde değil, koku ve ses olarak da olabilir. Yine cesetleri çıkarmakla görevli biri, sürekli elinde ölü kokusu olduğunu söylüyordu.

İrem A.: Sebebi belirsiz ağrılar ortaya çıkabilir. Deliriyorum, aklımı kaybediyorum, bana bir şeyler oluyor hissi olabilir. Özellikle bu, çok korkutur insanları.

En çok yapılan hatalar neler?

İrem A.: Mağdurlara “Güçlü ol, ağlama.

O şehit oldu, ağlanmaz” gibi şeyler söylemek doğru değil. Ağlamak istiyorsa ağlamalı. Ya da “Geçer, pozitif tarafından bak, her şey çok güzel olacak” gibi şeyler söylemenin de hiçbir anlamı yok. İnsanlar anlaşılmadıklarını hissederler.

Travmalar tedavisiz iyileşemez mi?

Ersin B.: Çok kullandığımız bir metafor var; eliniz kesildiğinizde kanar, kanama durur, kabuk bağlar, sonra o kabuk düşer, iyileşmiş olur. Beden o kesiği iyileştirebilir. Psikolojimiz de öyle. Kanamaması ya da kanamanın durmaması gibi olağanüstü durumlarda biz müdahale ederiz.


“İnsanların önlerini görmeye ihtiyacı var”

 En çok dikkat edilmesi gereken şey nedir bir travmanın iyileşme sürecinde?

Tuba A.: İnsanların yaralarını sarabilmek için önlerini görmeye ihtiyaçları var. Şunu biliyor olmaları çok önemli; yeniden işe dönebileceğim, şuradan maaş gelecek, çocuğum okula devam edebilecek...
İrem A.: Bir de insanların önemsendiğini hissetmesi gerekiyor. İlla maddi bir şey olması şart değil. “Sizi önemsiyoruz” hissini bir şekilde verebilmek gerekiyor.

“Çocuklardan ölümü saklamayın”

 Yakınını böyle bir olayla kaybettiğini çocuklara nasıl anlatmak gerekiyor?

Ersin B.: Çocuğun yaşına göre farklı anlatma modelleri var. Çok güvendiği ve yanında kendisini iyi hissettiği birinin anlatması gerekir. Çocuklar anlar. O yüzden saklamayı önermeyiz.

Tuba A.: “Ben yanındayım ama babanı kaybettik, şunları yapmaya çalışacağız” gibi bir konuşma yapılabilir. Çocuklar da yas tutar çünkü.

İrem A.: Çocuklar bazı şeyleri ifade etmekte zorlanır. Bu yüzden böyle dönemlerde resim çizdirerek, oyunlar oynayarak kendilerini ifade etmelerine yardımcı olmak gerekir.

Tuba A.: Olayı baştan sona en ince ayrıntılarıyla anlatmak da çocuk için çok fazla olabilir. Sorduğu kadarını anlatmak yeterli olacaktır. Eğer soru sormaya çekiniyorsa da bunun için uygun ortamı hazırlamak gerekiyor.

“Halkın öfkesi yas sürecinin bir parçası”

 Soma’da düzenlenen protestolara çok sert müdahale edildi...

Tuba A.: Yas sürecinin doğal tezahürüydü halkın öfkesi. İnsanların yasını yaşamasının önünü kapatmamak gerekiyor.
Ersin B.: Kişinin kendisine ve başkalarına zarar vermeden bu öfkeyi yaşamasına izin verilmeli. İzin verilince yaşanıyor, azalıyor ve zamanla kayboluyor.

“Öfkenin yetkililere yönelmesi doğal”

 Yusuf Yerkel’in tekmesinin psikolojik bir açıklaması var mı?

Ersin B.: Diyelim ki bir hasta ameliyatta öldü. Doktor bilir ki aile ona sinirlenebilir. Ama
o öfkenin kendisiyle ilgili olmadığını, kayıpla ilgisi olduğunu da bilir.

Tuba A.: Böyle bir durumda bu öfkenin yetkililere yönelmesi doğaldır. O duygunun bir kanaldan çıkması gerekiyor çünkü.

 Yöneticilerin de psikolojik destek alması gerektiğini düşünüyor musunuz?

Ersin B.: En azından psikolojik bilgilendirme almaları gerekiyor. Sadece onların da değil, hepimizin... Nasıl hepimizin ilk yardım bilmesi gerekiyorsa psikolojik ilk yardımı da bilmesi gerekiyor.
İrem A.: Psikolojik ilk yardım için illa bu büyüklükte bir felaketle karşılaşmak da gerekmiyor. Bir kazayla, intihar eden biriyle karşılaşıldığında da psikolojik ilk yardım uygulayacak birilerine ihtiyaç duyulur.

Nedir psikolojik ilk yardım?

Tuba A.: Kriz durumunda neyi yapmalı, neyi yapmamalı bilgisi...

İrem A.: Dama çıkmış bir adama “Atla atla” denmemesini sağlamak gibi...

Ersin B.: Ya da çocukları oradan uzaklaştırmak gibi... “Bir şeye ihtiyacın var mı?” sorusunu doğru biçimde sormak bile bir psikolojik ilk yardımdır. Ama o ilk müdahaleden sonrasını işin uzmanlarına bırakmak gerekir.

 Bunun eğitimini nereden alabiliriz?

Tuba A.: Bu eğitimi veren yerler var. Türk Psikologlar Derneği’nde biz veriyoruz.

 

26.05.2014