Nadir Elementler Çin'de Doğayı Kirletiyor (The New York Times International Weekly-Ekonomi ve Finans, 10 Kasım 2013)

TIANJIN, Çin - Kuzey Çin'in Moğolistan sınırı yakınında yirmi yıldır nadir elementler işleniyor. Bundan kaynaklanan radyoaktif sızıntılar yer altından yavaş yavaş Sarı Irmağa doğru ilerliyor. Oysa Sarı Irmak 150 milyon insan için hayati bir su kaynağı. Çin'in orta güneyindeki Jiangxi Eyaleti'nde hükümet, bazı metallerin yasadışı olarak yaygın şekilde açık madenlerden çıkarıldığını öğrenince, nadir toprak madenciliğini denetimi altına aldı.

Güneydoğu Çin'in Guangdong Eyaleti'nde de düzenleyiciler, açık madencilik faaliyetlerinden gelen güçlü asit yüzünden zarar görmüş arazi ve akarsuları ıslah etmeye çalışıyor. Çin'de devlet hasarı gidermek için milyarlarca dolar harcamaya girişirken çevresel etkiler de uluslararası ticareti etkilemeye başlıyor.

Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) Cenevre'de düzenlediği bir panel, Çin'in mineral ihracatına getirdiği sınırlamalara karşı taslak bir rapor hazırladı. Nihai karar muhtemel bir temyizden sonra önümüzdeki bahar verilecek. Bu kararın nadir element sektöründe önemli bir değişiklik yaratması beklenmese de dava, Çin'in giriştiği büyük temizlik harekâtına dolaylı yoldan etki etmişe benziyor. Nadir toprak metallerinde dünyanın en büyük üreticisi olan Çin, bu maddelerin ihracatına yedi yıl önce vergi ve yıllık tonaj limiti getirmişti. Sonra giderek vergiyi artırdı ve tonaj limitini indirdi, böylece dış ülkelerdeki üreticilere olan arzı yavaşça boğdu. Çin, ihracat kısıtlamalarının çevreyi korumak için gerekli olduğunu savunuyor.

ABD, AB ve Japonya'ysa Çin'in getirdiği vergi ve kotaları DTÖ'ye şikâyet etti. Nadir element davası, DTÖ'nün Cenevre'deki temyiz mahkemesi eski başkanı James Bacchus'un sözleriyle, "hem ihracat kısıtlamaları hem de çevre açısından bir emsal oluşturacak". Çin dizüstü bilgisayar, kompakt floresan ampul, rüzgâr türbini ve elektrikli araba gibi birçok ürün için önem taşıyan parçaları yurtiçinde üreten imalatçılara bolca hammadde tedarik ediyor. Bazı Batılı ve Japon şirketlerin nadir element ihtiyacını garantiye almak için fabrikalarını Çin'e taşıması da bundan. Öte yandan, Çin'in ihracata getirdiği sınırlama son birkaç yılda önemini yitirmeye başladı.

ABD ve Avustralya alternatif nadir elementlerin üretimine başlayınca Çin'in dünya üretimindeki payı, üç yıl önce yüzde 95'ten bugün yüzde 85'e düştü. Ayrıca şirketler, özellikle pahalı nadir elementlerde, verimliliği artırarak çok daha fazla tasarruf etmeye başladı. Bu değişimi, çok güçlü mıknatısların nadir element tozlarını üreten dünyadaki sayılı fabrikalardan birinin ikmal deposunda da görmek mümkün. İster akıllı telefon ister füze olsun, nadir metallerin kullanıldığı en ileri uygulamalar genelde bu maddelerin güçlü mıknatıs özelliklerinden yararlanan çok küçük, ama hayati parçaların imalatını gerektiriyor. Çinli yetkililer, nadir element madenciliği ve saflaştırmasının yol açtığı çevre sorunlarına karşı yeni gelişen hassasiyetin DTÖ nezdinde bir yenilgi almama isteğinden kaynaklandığını inkâr ediyor. Rafineriler içinde en tehlikeli olanlar, maden cevherlerindeki güçlü kimyasal bağları kopararak sakıncalı maddelerin, en başta da radyoaktif olan toryumun ortaya çıkmasına yol açanlar. Söz konusu kimyasal bağları koparmak için tonlarca çok yoğun sülfürik asit kullanılıyor. Aslen radyoaktif olmayan kıymetli nadir metaller ancak bundan sonra saflaştırılabiliyor. Fakat geride zehirli kimyasallardan ve düşük düzeyde radyoaktif maddelerden tehlikeli bir karışım kalıyor. Bu atıkların çoğu Baotou kentinin dışında bulunan, dünyanın en büyük maden atığı havuzuna bırakılıyor. Bu havuz, radyoaktif atıkların ve zehirlerin yeraltı sularına karışmasını engelleyecek bir yalıtımdan yoksun. Dolayısıyla sızıntılar Sarı Irmağa doğru ilerliyor. Kamu teşebbüsleri Baotou'daki rafinerileri dünyadaki nadir elementlerin yarısının çıktığı Gobi Çölü'ne, oradaki Bayan Obo bölgesinde bulunan dev madencilik kompleksine taşıdı. Birçok gözlemci Çin'in DTÖ'deki davayı kaybedeceğine, ihracat kotaları ve vergilerini kaldırmayı kabul edeceğine inanıyor.

Ancak bunun büyük bir fark yaratması zor görünüyor, çünkü Çin hükümeti son yıllarda şirketleri birleşmeye zorladı. Artık ülkede yasal yollardan çıkarılan nadir elementlerin yüzde 99'u 10 şirket tarafından üretiliyor. Öte yandan, bu şirketler fiyatları çok hızlı artıracak olursa Amerika ve Avustralya'daki firmaların rekabetiyle karşılaşabilir. Nitekim Avustralyalı analist Dudley Kingsnorth'e göre, Çin'in pazarı kontrol etme kabiliyetine ihracat kısıtlamalarından çok piyasa güçleri etki edebilir. "Ama karar beş yıl önce verilseydi daha büyük bir etki yaratırdı" diyor.

12.11.2013